NASIL BİR CAMİ?


Bu makale 2017-11-02 10:31:04 eklenmiş ve 171 kez görüntülenmiştir.
Ramazan TOPCAN

İhtiyaç duyulan, lüzumu hissedilen yerlere cami yapmak veya yaptırmak hayırların en büyüklerindendir.

Camiler, bir Mü’minin parasını harcayacağı en güzel, en değerli yerlerdir. Camilerin yapımından tutun imar edilmesine namaz kılan Müslümanlara hazır hâle getirilmesine kadar hepsi sevab-ı mucip güzel davranışlardandır. Allah (Azze ve Celle) katında en faziletli amellerdendir. Resulullah (s.a.v.):“Kim Allah’ın rızasını umarak mescid inşa ederse, Allah ona cennette bir köşk inşa eder.” buyurmuşlardır. Diğer hadis-i şeriflerinde ise: “Her kim bağırtlak kuşu yuvası kadar da olsa bir mescid inşa ederse, Allah ona cennette bir köşk inşa eder.” buyurmuşlardır.

Efendimizin (s.a.v.) sadaka-i cariye diye ifade buyurdukları camiler ve mescidler, kişinin ölümünden sonra amel defterinin kapanmamasına sebep olacaktır. Buralarda kılınan her bir namazdan, okunan her bir Kur’an’dan, yapılan her bir zikir ve duadan sahiplerinden eskitilmeden buraların inşasına sebeb olan kardeşlerimizin de amel defterlerine yazılacağı, onların da buralardan mustefid olacaklarını Efendimiz (s.a.v.) beyan buyurmuşlardır. Zira Allah Resulü (s.a.v.)  Efendimiz, kişiye ölümünden sonra ulaşacak şeyleri sayarlarken inşa ettiği mescidi de saymışlardır.

Mescitlerin imarı sadece sıvasını, boya ve badanasını yapmak, halısını döşemek, aydınlatma ve sair işlerini yürütmek, temizlik işlerini ifa etmek değildir.

Elbette Mahalledeki kadın, erkek, genç, ihtiyar her bir kardeşimizi kucaklayacak, sosyal donatılara sahip, geniş ve ferah bir cami yapmak güzel bir davranıştır. Ancak camilerin asıl imarı ise; genç, ihtiyar milletin aynı safta buluşmasıdır. Sadece et kemik değil ruhen de bir araya gelebilmektir. İlmî ve sosyal konuşmalarla, irşat edici vaazlarla gönüllere dokunmaktır. Kimsesizlere kimse, çaresizlere çare olmakladır. Kur’anla yüzleşmek, nefisle mücadele iledir. Dahası din ve dünya iş ve işlemlerinin istişare edilerek çözüme kavuşturulması iledir.

 

Camilerin bu yöndeki imarı, inşa ve tamir hizmetlerinden daha mühim bir vazifedir. Camilerimiz, eğer cemaatle dolup dolup boşalmıyor, Mahallenin fakiri ile zenginini aynı sofrada buluşturmuyor, küs olanları barıştırmıyor, dünya çıkmazlarımıza hal çareleri sunmuyor, sunamıyorsa camilerimizin manevî imarı ihmal edilmiş demektir.Camilerin maddî bakımdan imarına değer katan manevî imarıdır. Eşya çift olarak yaratılmıştır. Eğer siz, Camileri madde bakımından onarır, tamir eder de manevî yönden ihmal ederseniz camilerimizin sıradan binalardan hiç ama hiç farkı olmaz. Camilerimize anlam katan içerisindeki cemaatidir. Camilerimiz, cemaati ile güzeldir ve şendir. Duvardaki çiçeklerin hiçbir anlamı yok. Asıl çiçeği içerisindeki gençleridir.

İnsan, ruh ve bedenden ibarettir. Ruhsuz insan olmadığı gibi bedensiz de insan olmaz. İnsanın bedeni ne kadar önemli ise ruhu da en az o kadar önemlidir. Ne ruh ne de beden ihmale gelmez. İnsan ruhunu imar edip bedenini ihmal etmek insanı mutlu etmeyeceği gibi bedenini imar edip ruhunu ihmal etmek de insanı mutlu edemez. Camiler de böyledir. Camilerimizde güzel hizmetlerin meydana gelmesi hiç şüphe yok ki maddî ve manevî imar ile gerçekleşecektir.

Camilerimiz bu gün şenlenecek, yeniden etrafını aydınlatacak, kötülüklerimize engel olacak, çiçek açacaksa bu, asr-i saadet dönemi cami formülünün işletilmesi ile ancak mümkün olacaktır. Yoksa sadece namaz kılmak için yapılan camilerimiz, bizim kırıp geçirdiklerimizi onarmayacaktır. Birbir yüzüne bakmadan eğilip kalktığımız, ayaklarımızı koyduğumuz yerlere alınlarımızı neden ve niçin koyduğumuzun farkında olmadan bağışlayın Kadıköy vapur iskelesindeki bir vapura biner gibi camilere giren, Kadıköy vapur iskelesindeki vapurdan iner gibi de camilerden çıkan kişi ne caminin ne de cemaatleşmenin hakkını veremez. Birisi Allah’ın; evim dediği Cami kapısı, diğeri beşerin kapısı. İki kapı arasındaki farkı fark edemeyen Caminin değerini kavrayamaz.

Camilerimizin ihyası sağlanacaksa buralar ivedi olarak birer ilim meclislerine dönüşmelidir.

Hz. Peygamber (s.a.v.), bir gün Mescid-i Nebevî’ye girdiğinde, cemaatin bir kısmının dua ve zikirle, diğer bir kısmının ise ilimle meşgul olduklarını gördü. “Ben muallim ola­rak gönderildim” buyurdular ve ilimle meşgul olanların yanına oturdu. Bu ve benzeri Hz. Peygamber’in (s.a.v.) söz ve uygulamaları, Asr-ı Saadet’te mescidlerin eğitim ve öğretim alanındaki işlevini göstermeye yeterli olsa gerek.İkinci olarak da Camilerimiz, dinî olduğu kadar dünyevî iş ve işlemlerimizin istişare edilerek karara bağlandığı birer merkezler haline dönüşmelidir. Zira Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin evinin mescide bitişik bulunması, cami ile evi bütünleştirdiği gibi din ile dünyayı da âdeta bütünleştirmiştir. Bu Peygamber uygulaması, İslâm açısından din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmazlığının bir ifadesidir. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin devlet yönetimiyle ilgili meseleleri mescitte görüşüp ka­rarlar alması ve alınan kararları buralarda hal­ka duyurması hatta Efendimizin (s.a.v.) diplomatik görüşme­leri mescitte yapması, yabancı elçileri buralarda kabul etmesi günümüz dünyasında nasıl bir cami sorusuna da bir cevap olsa gerek.

Camilerimiz; idarecilerin halkla bir araya geldiği, yüzleştiği, onlarla buluştuğu yerler olmalıdır. Camilerimiz, adresimiz olmalıdır. Arananlar orada bulunmalıdır. Her türlü talep ve şikâyetler buralarda konuşulmalıdır.

 

Camilerimiz; Müslümanların düşmanla mücadeleye hazır hale getirildiği, millî ve dinî duygu ve düşüncelerin canlı tutulduğu bir nevi askerî bir karargâh olarak da hizmete açılmalıdır. Zira ordunun maneviyatının zinde tutulmasından şehitlik ve gaziliğe camilerin önemi inkâr edilemez.

Onun için bir kere daha ifade etmek isterim ki yukarda anlatmaya çalıştığım hizmetlerin ifası için ihtiyaç olan yerlerde en hayırlı yatırımlardan birisi cami yapmaktır, yaptırmaktır. Bir cami inşaatına konacak bir tek tuğla, bir avuç kum, çakılacak bir tek çivi bile yarın İlâhi huzurda karşımıza çıkacak ve belki de cennete girmemize vesile olacaktır.

Ancak mevcut cami ihtiyaca cevap veriyorsa, yeni bir cami yaparak cemaati bölmek; günahtır, vebaldir.

 

Selam ve dualarla…

 

Ramazan TOPCAN

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım