GÜNLERİN GETİRDİĞİ İYİLİK DAMARI


Bu makale 2017-11-06 09:47:02 eklenmiş ve 55 kez görüntülenmiştir.
Ramazan KARACA

     Geçtiğimiz akşam televizyonda güzel bir konuya rast geldim. Tartışılan konu döndü dolaştı iyilik üzerine geldi. Bu konuda çok konuşuldu, ama konunun özeti insanlarda bir iyilik damarı olduğu ve bu damarın üzerinden hareket edilmesinin toplum üzerindeki getirdikleri şeklindeydi.

     Bu konuda yapılması gerekenlerin toplumsal iyiliklerin ferdi olarak başlaması ile mümkün olabileceği özellikle vurgulandı. Yani kişiler yaşam tarzlarını iyilik üzerine kuruyorlarsa, aynı toplumun dalga dalga iyilikler dünyasına dönüşmesi kaçınılmaz hale geliyor. Günümüzde iyilik üzerine inşa edilen ilişkiler ve davranışların her geçen gün azalması bu gerçeği değiştirmiyor. Evet, iyilik iyiliği getiriyor ve o topluma bu sirayet ediyor. Bu zaten Amerika’yı yeniden keşfetmek falan değil, iki kere ikinin dört etmesi gibi bir durum. İyilikler yaparak toplumu daha iyi hale getirebiliriz.

     Bütün bunlar çok güzel de günümüzde bu biraz zor değil mi dediğinizi duyar gibi oluyorum. Elbette ki zor. Nasıl zor olmasın ki? Etrafımıza şöyle bir baktığımızda insanların nasıl bir hırs, kazanma azmi ve kusurlar içinde olduğunu çok rahat görebiliriz. Bütün bu gaile içinde hep iyilik psikolojisi ve zorlaması içinde olmak, hiç de kolay değil. Bu dünyanın yeni değerleri, insanları iyi olmaktan uzaklaştırıyor. Belki vicdan azabı bile çekiyoruz ama yine de o hasletlerden uzaklaşıyoruz. Kaybederim, geri kalırım, enayi yerine konulurum gibi duygular belki de bizleri iyi olmaktan ve de iyi hareketlerden uzaklaştırıyor. Eskiden insanlar daha mı iyiydi? O zamanlarda da vardı belki ama bugün kazanılacak veya kaybedilecek dünyevi değerler çok çok fazla. İşte bu da bugünkü bencilliği arttırarak, iyilik yapma duygusundan insanları uzaklaştırıyor. 

     Bu konuda söylenmiş o kadar güzel sözler var ki, örneğin; “İyilik, insanlık sanatıdır.” Yani iyilik yapmak bir sanat yapmak olarak algılanıyor. Bu kadar önemsenmiş. Kendimizi, iyiliğe yönelmek ve bu sanatı icra etmek için azami ölçüde zorlamamız lazım diye düşünüyorum.

     İyi insan olmak, iyilik yapmak ve iyi bir topluma dönüşmek, kâmil insan olmaya doğru gitmek demek aslında… Peki, bu yolculuk nasıl olacak? Bu konuda kaleme alınmış güzel bir alıntı ile bitirmek istiyorum yazımı…    

Kâmil insan her yönüyle ideal ve örnek insandır.
Bilgisi, idraki ve aklı son derece gelişmiştir.
Tüm zincirlerinden kurtulmuş, tabularını yıkmıştır.
Hiç kimseyi aşağılamaz, insanlar arasında ayrım yapmaz.
Almadan verir, sevilmeden sever.
Boş konuşmaz, sözü öz ve gerçektir.
Eline, beline ve diline hâkimdir.
Sonsuz hoşgörü ve tevazu sahibidir.
İbadeti şekilde değil bilinçte ve yaşam tarzındadır.
Zenginlikten mağrur olmaz. Fakirlikten hicap duymaz.
Tabiatla bir ahenktir ve an’da yaşar.
Her nefes alışından mutluluk duyar.
Olmakta olan her şeyin bütünün yararına olduğunu bilir.
Kâinatın ahengini her yerde, her şeyde ve her an gören, hisseden, yaşayan kişi’dir.

Ben’den ve bencillikten uzaktır. O nefsine değil, nefsi ona tutsaktır.

Cimrilik, hırs, haset, alay, kibir, yalan, riya, şehvet, şöhret, gaflet, gazap gibi çirkin karakterlerden kendini arındırmıştır.
İnsanlar arasında saygıyı, dostluğu ve dayanışmayı sağlamaya çabalar.
Her türlü şiddete, zulme ve işkenceye karşıdır.
Kul hakkının yenmesine, hırsızlığa, sömürüye karşı durur.
Barışı, adaleti, sevgiyi, mutluluk ve huzuru inşa için çalışır.
Önemsediklerinin en başında yaşama hakkı gelir.
Yaşayan her varlığa sevgi duyar.
Ölüm korkusunu yenmiştir, ölüme yeni bir yaşama geçiş gözüyle bakar.”


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım