10 KASIM’DA ATATÜRK


Bu makale 2017-11-10 09:25:25 eklenmiş ve 120 kez görüntülenmiştir.
Ramazan KARACA

     Her 10 Kasım yıllar öncesine götürür beni… Çocukluğumuza, çocukluğumuzun 10 Kasımlarına ve anma törenlerine. Okulun girişinde bulunan Atatürk büstünün etrafının çiçeklerle donatıldığı görüntüler gelir gözümün önüne. Sonra hava açıksa bahçeye çıkılır ve saatin 9’u 5 geçmesi beklenir. Fabrika sirenlerinin sesi ile birlikte saygı duruşu başlar. O birkaç dakikalık süre çok önemlidir. Küçücük bir çocukken, o saygı duruşlarla başlar Atatürk’e olan hayranlık ve ardından gelişen minnet duyguları… Yine aynı törende okunan Atatürk şiirleri. Bazıları biraz abartılı yazılmış olsalar bile, o şiirleri okurken hangimiz bambaşka duygular içine girmedik ki…

     Ben Ata’ma doymadım… Doysun kara topraklar… Hepimizin çocukluğumuzdan ezbere bildiğimiz bu şiir okunduğunda anlarız ki, Atatürk ölmüştür. Okuyan çocuk başta olmak üzere, hepimize bir hüzün getirirdi bu sözler.

     Eminim bu satırları okurken sizin de gözünüzde canlanmıştır, benim hatırladığım sahneler… Bu anma törenlerini yaşayan ben, bir eğitimci olarak bulunduğum, yurdun en ücra mecralarında bile elimden geldiği kadar aynısını yapmaya çalıştım. Çünkü bizim için Atatürk ve onun bize bıraktıkları çok önemliydi ve bunun yeni nesillere kavratılması lazımdı. Ülkenin bölünmez bütünlüğünün teminatı; Atatürk’ün kazandırdıklarının korunmasıdır. Bayrağın inmemesi, özgürlüğümüzün elimizden gitmemesi o değerlerimizi korumakla ancak mümkün olabilir. Devlet, vatan, millet ve bayrak kavramlarının anlam kazanabilmesi bizim birlik ve beraberliğimizi bozmadan ayakta kalabilmemizle sağlanabilir ancak.

     Atatürk demek vatanın korunması için verilen binlerce şehit demek. Kurtuluş Savaşı demek. Ülkenin düşmanlardan temizlenmesi mücadelesi demek. Suriye gibi olmamak, Irak gibi olmamak; parçalanmamak, bölünmemek demek. Onun için Atatürk’ü anlamak demek bu değerlerin yaşatılması ve bunun için mücadele etmek demektir. Yıllar içinde belli mücadeleler verilmiş ve bölünmez bütünlüğümüz bugüne kadar gelmiştir. Bunun devam etmesi için herkesin üzerine düşeni yapması lazım…

     Atatürk’ün bugün bile bu kadar anlamlı olması ve değer bulması hiç kuşkusuz yaptıklarıdır; ama o dönemde öngördüklerinin bugün için bile geçerli olması bu anlam ve değeri bir o kadar daha arttırmaktadır. Bu her geçen gün artan bir şekilde anlaşılmakta ve onu anlayanların sayısı azalmayıp, aksine yükselmektedir. Bunun tezahürleri çok net bir şekilde gözlenmekte ve görülmektedir. Çünkü Atatürk’ün anlattıklarında ve bize bıraktıklarında hem ülkenin devamı için, hem de vatandaş olarak bizlerin gelişmesini sağlayacak sayısız öngörüler ve de tavsiyeler bulunmaktadır. Hem nutukta hem de ülke yönetiminde uyguladığı yöntemlerde bunları net bir şekilde görebiliriz. Yine hem iç meselelerdeki icraatları, hem dış meselelerdeki uygulamaları bugün bile ibret alınacak niteliktedir.

     Sözün özü Atatürk’ün ebediyete intikalinin 79. Yılında bir 10 Kasımda benim hissettiklerim bunlar. Onun askerliği, verdiği kurtuluş mücadelesi, sonrasında devlet adamlığı, yetişen yeni nesillere çok iyi anlatılmalı ve bu anlayışta vatandaşların yetişmesi sağlanmalıdır diye düşünüyorum. Yeni nesil, bir sonraki nesiller böylesi anlayışlarla bezenirse bu memleketin geleceği için de hiçbir kaygıya yer olmayacaktır. Böyle olunca ne olacaktır? Böyle olunca; Atatürk’ün deyimiyle: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar olacaktır…”   

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım