ÖĞRETMENLER GÜNÜ


Bu makale 2017-11-24 09:57:50 eklenmiş ve 141 kez görüntülenmiştir.
Aslan TORUN

  Bugün 24 Kasım öğretmenler günü.

  Başta çocuklarım olmak üzere bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum. Bizi daha çocukken ele alıp anne-baba şefkatıyla yetiştiren ilkokuldan itibaren ortaokul, kolej ve Üniversitede bize emeği geçen,  çoğu rahmetli olan değerli öğretmenlerimize Allah tan rahmet,  yaşayanlara da sağlık, sıhhat ve mutluluklar diliyorum. Ayrıca burada beni ilkokulu bitirdikten sonra maddi imkansızlıklar yüzünden okumaya göndermek istemeyen babamı ikna ederek bu günlere gelmemi sağlayan şimdi rahmetli olmuş değerli ilkokul öğretmenimi de rahmetle yad etmek istiyorum.

  Efendim bugün öğretmenler günü. Bize bunca emeği geçen öğretmenlerimize bir gün değil de bütün seneyi öğretmenler günü olarak kutlasak yine de onlara olan borcumuzu ödeyemeyiz. Ben de bugün sizlere bu vesileyle bir öğretmen kızımın anılarından bahsetmek istiyorum. B u kızımız halen öğretmen olarak görev yapıyor ve kendisiyle ve ailesiyle de tanışıyor ve devamlı görüşüyoruz. Bu kızımızla ve ailesiyle tanışmamız şöyle oldu:

  Sanırım 5-6 yıl öncesiydi, Akçay da bir sabah denize giriyordum. Oturduğumuz evin karşısında ki sitede oturan ve dışarıda, sokakta karşılaştığımızda uzaktan da olsa selam verdiğim bir komşum vardı. Oda o anda denize giriyordu. Sabahleyin deniz çok kalabalık olmadığı için etrafta fazla insan yoktu. Oda denizde yalnız olduğu için bana doğru yüzerek yaklaştı ve –günaydın komşu diyerek kendisini tanıttı, bende kendimi tanıtarak  beraber hem yüzmeye, hem de sohbet etmeye başladık. Ben ismimi ve memleketimin Artvin olduğunu, emekli olduğumu ve Balıkesir de oturduğumu söyleyince komşumun gözleri parladı, heyecanla bana daha da yaklaşarak kırk yıllık bir dost ve arkadaş canlılığıyla konuşmaya başladı.

  -Biliyor musun Aslan bey dedi, ben Artvin i ve Artvinlileri çok seviyorum dedi.. İster istemez şaşkınlıkla yüzüne bakınca o konuşmasına devam etti

  -Şaşırmanıza gerek yok , bakın   sebebini de anlatayım Aslan bey ben Orta Anadolu danım  daha önce Karadenizi ve hele Artvini hiç görmemiştim, sadece ismini duyuyorduk  o kadar. Ne zaman ki kızımın öğretmen olarak tayini Artvine çıkınca Karadenize ve Artvine ilgimiz daha da arttı.Doğrusu kızımın tayininin Artvine çıkmasına hem şaşırmış hem de biraz üzülmüştük. Çünkü  orası hem uzak, hem de hiç bilmiyorduk, etrafımıza ki eşe dosta sorunca da onlarda fazla bir bilgi sahibi değillerdi. Çaresiz evde oturup eşim kızım ve ben durumu düşünüp neye karar vereceğimizi  konuşmaya başladık.Uzun bir muhakemeden sonra eşimle benim çekingen kalmama rağmen kızımın ısrarına dayanamayıp Artvine gitmeye ve yerimizi gördükten memnun kalırsak kalmaya aksi olursa kızımı istifa ettirerek geri dönmeye mutabık kaldık. Bu arada güneşlenmek için denizden çıkarak kumsala dönmüştük. Kızı da orada güneşleniyormuş, beni kızına tanıştırınca o da çok sevindi ve hem güneşlenmeye hem de sohbetimize kaldığımız yerden devam etmeye başladık. Babası oraya kadar olanları anlattıktan sonra,  devamını kızının anlatmasını isteyince kızı heyecanla anlatmaya başladı.

  -Evet Aslan amca ben ısrarla Artvine gitmemizi isteyince babamla beraber birkaç ufak eşyamızı aldık ve Artvine hareket ettik. Samsundan sonra sahile çıkınca bir tarafta Karadeniz, karşı tarafta da olağanüstü güzelliğiyle yemyeşil, seyrine doyum olmayan dağlar ve tepeleri seyrettikçe adeta büyülenmiştik. Uzun ama biraz da yorucu bir yolculuktan sonra dağları aşıp Çoruh nehrini seyrederek ve virajlı yollarından tırmanarak Artvine gelmiştik. Hiç vakit kaybetmeden doğru Milli Eğitim Müdürlüğüne gittik. Kendimizi tanıttıktan sonra mümkünse merkezde bir okula tayinimizin olmasını ve merkezde kalmak istediğimizi söyledik. Müdür bey sağ olsun uzaktan geldiğimizi ve oraları hiç bilmediğimiz için bize çok yakınlık göstermesine rağmen üzüntüsünü belirterek:

  -Sizi anlıyorum ancak merkezde kalmanız mümkün değil, çünkü köylerde öğretmen açığı var ve merkezde de bayağı fazlalık olduğu için, yukarının kesin emrinden dolayı  sizi merkezde görevlendirmem mümkün değil ancak merkeze en yakın köylerden birine verebileceğini söyledi .Çaresiz kabul ettik ancak Müdür beyin yanından ayrılmadan babam son sözünü söyledi.

  -Müdür bey biz o dediğiniz köye gideceğiz birkaç gün kaldıktan sonra memnun olursak ne ala, memnun olmazsak kızımın istifa ettirerek  tekrar memleketimize döneriz, deyince Müdür bey bıyık altından gülerek bütün içtenliğiyle şu cevabı verdi.

  -Beyim ben sizi anlıyorum ama sakın hemen peşin hükümlü olmayın o köye bir gidin birkaç gün kalın, oranın insanlarını görün tanıyın ondan sonra karar verin. Babam ve ben bayağı üzülmüştük ama yapacağımız bir şey yoktu, çaresiz köye gitmeye karar verdik. Ben onu sözünü kesip

   -Sonra ne oldu kızım diye merakla sorunca kızımız anlatmaya devam etti. Sonra Aslan amca o köye giden köy minibüsünü bulup eşyalarımızı yerleştirdik ve köye hareket ettik. Köyün zaten tek servisi varmış ve o da ancak günde bir defa sabah gelip akşam köye dönüyormuş. Şöfor ve yolcular benim köye öğretmen olarak atandığımı öğrenince sevinçlerine diyecek yoktu. Daha yolda bize öyle bir yakınlık gösterdiler ki ne diyeceğimizi şaşırdık. Bir saate yakın bir yolculuktan sonra akşamüzeri köye ulaştık. Nerden öğrenmişse muhtar daha bizi köye girişte karşıladı ve hemen alıp evine götürdü. Biz ne kadarda okulun lojmanında kalabileceğimizi söylesek te  muhtar efendi

- Hiç öyle şey olur mu beyim bu mümkün değil diyerek kabul etmedi. Biz çekine çekine muhtarda birkaç gün kalınca sonra diğer komşular bizi evlerinde misafir etmek için birbirine yarışa girdiler. Köylü bizi daha ilk günden öyle bir bağrına bastılar ki öyle bir yakınlık gösterdiler ki ne diyeceğimizi ne yapacağımızı şaşırdık. Hele o çocuklar okul açılınca gelip elime eteğime sarılıp

  -Öğretmenim hoş geldin diye gösterdikleri sevinç  anlatılacak gibi değildi. Ben okula devam ediyorum babamda geziyor dolaşıyor köylülerle sohbet ediyor etrafı tanımaya çalışıyordu. Biz sanki o köye yeni gelmiş değil, kırk yıllık o köyde kalıyormuşuz gibi bağırlarına bastılar. Biz ne zaman lojmana gidip kalmaya karar versek daha çocuklar okulda sabahtayken

  -Öğretmen ablam bu akşam bize misafir olacaksınız, diye kavga ediyorlardı. Beni bir abla gibi babamı da eski bir dostları gibi görüyor bizi paylaşamıyorlardı. Ben yine sözünü kestim ve

  -Peki ne oldu aradan bir hafta geçtikten sonra istifa ettin mi kızım diye sorunca tebessümle yüzüme bakıp konuşmasına devam etti

  -Sorma Aslan amca bir hafta sonra babamla oturup konuştuk, o istersem  istifa edip evimize döneceğimizi söyleyince ben kabul etmedim ve babama

  -Babacığım ben burayı bu insanları bu çocukları çok sevdim ve burada şimdilik kalmaya karar verdim, sen eve dön, ben ileride buradan durmayıp istifaya karar verirsem ve buradan ayrılacak olursam sen gelirsin ve beraber döneriz deyince babam  da

  -Sen bilirsin kızım karar senin diyerek beni  bırakıp dönmeye karar verdi. O akşam yine Muhtar amcayla konuşup durumu ona anlatınca muhtar amca babamı rahatlatacak konuşmasında şunları söyledi

  -Beyim bu sizin kızınız ve karar sizin ama sakın istifa edip buradan gitmek gibi bir düşünceniz olmasın, siz gidin gözünüz arkada kalmasın kızınız burada sadece bizim öğretmenimiz değil o bizim hem kızımız hem evladımız hem de hepimizin bacısı ablası olacak. Babam ertesi gün bütün köyün katıldığı merasim gibi bir uğurlamayla memlekete döndü ben de kalmaya ve öğretmenliğe devam ettim.

  -Peki sonra ne oldu kızım diye merak ve heyecanla sorunca kızımızın gözleri doldu ve aynen şunları söyledi

  -Aslan amca ben oraya bir haftalığına gidip istifa edip geriye döneceğim diye gitmişken orada 3 yıl kaldım, oranın insanları beni sadece bir öğretmen değil kendi evlatları gibi gördüler bende onları bir aile gibi kabul ettim ve sonra kısmetim çıkıp evlenmek üzere mecburen oradan ayrılırken büyük küçük herkes beni  ta Artvine kadar gelerek yolcu etmeleri ve öğrencilerimin bende ayrılırken ağlamalarını unutmak mümkün değil. Halen bile  aradan bunca yıl geçmesine rağmen ben onları onlar beni arar mektup yazar görüştüğümüz öğrencilerimiz  vardır. Ben orayı ve o insanları  bana yaptıkları iyilikleri nasıl unuturum.  Nerde bir Artvinli görsem bir hemşerim ve bir yakınımı görmüş gibi oluyorum. Bu defa babası  bana döndü ve şöyle dedi:

  -Gördünmü Aslan bey bizim  Artvini ve Artvinliyi ne kadar çok sevdiğimizin sebebini deyince ben de bir Artvinli olarak gururlandım , sevindim.

   İşte böyle değerli okurlarım, öğretmen nereye  gitse, nerede görev yapsa oraya ışık ve nur götürür orayı aydınlatır bir mum gibi kendi biter, söner ama etrafını aydınlatır, ışık ve nur saçar. Onun için sadece bir gün değil senenin bütün günlerini öğretmenler günü olarak kutlasak yine de yetmez.

Bir defa daha öğretmenler gününü kutluyor sağlık ve esenlikler diliyorum. Em.Sağ. Yazar. Aslan TORUN      

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım