NEFİS MUHASEBEMİZİ ENGELLEYENLER


Bu makale 2017-11-28 08:57:37 eklenmiş ve 61 kez görüntülenmiştir.
Ramazan TOPCAN

İnsanın kendi yapıp ettiklerini gözden geçirmesi, doğru veya yanlışlarını vicdan süzgecinden geçirip bir değerlendirme yapmasına nefis muhasebesi deniliyor. Ancak insan, çoğu kez bu nefsi muhasebede çok başarılı olamaz. Başını avuçlarının arasına alıp kendisini genel bir değerlendirmeye tabi tutamaz. Bunun birçok nedeni olabilir. Ben burada bir kaçına değinmeye çalışacağım inşaallah.

1-DÜNYA VE İÇERİSİNDEKİLERE ALDANMA:

Nefis muhasebesine mani olan, bize ahireti, hesabı unutturan en önemli unsurlardan biri insanoğlunun dünya ve içerisindekilere aldanmasıdır. Konu hakkında Yüce Mevla’mız Fatır suresi 5. ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: "Ey insanlar, Allah'ın va'di gerçektir sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (Şeytan) Allah'ın affına güvendirmek sureti ile sizi aldatmasın." 

Dünya ve onun peşine koşanlar, dünyayı ahirete tercih edenler, ahiret yerine dünyaya razı olanlar aldanmış kişilerdir ki Rabbim muhafaza eylesin inşaallah.

Buradan şu anlaşılmasın. Din, dünyayı atıyor. Hayır, aslına bakılırsa din, dünyaya bir anlam kazandırıyor. Mesnevi’de Hz. Mevlana, dünya ahiret arasındaki dengeden bahsederken şöyle bir benzetme yapar. Dünya ile insan arasındaki ilişki su ile gemi arasındaki ilişkiye benzer. Su, geminin sahil-u selamete çıkması bakımından bulunmaz bir nimettir. Ne zaman? Su geminin altında olduğu zaman. Ancak gemi için bir nimet olan su, geminin altına değil de içine girerse bu sefer, gemi için bir nimet olan su, gemi için bir helak nedeni olur. İnsan ile dünya arasındaki ilişki de böyledir. Eğer dünya insanın ayakları altında olursa dünya, insan için bir nimettir. Ancak ayakaltında bulunması gereken insanın gönlüne girerse bu kez dünya, insanın helak nedeni olur. Bu misal şunu bir kere daha gösterdi ki dünya ile olan ilişkilerimiz bir ölçü dâhilinde olmalıdır. Tamamen dünyadan el etek çekerek yaşamak yasak olduğu gibi, deli divaneler gibi kendini kaybedercesine dünyaya sarılmak, onun dertlisi olmak da yasak.

Yüce Rabbimiz, Hadid suresi 20. ayet-i kerimede: "Bilin ki, dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışıdır. (Bu) tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekicilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azap; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı ise, sadece aldatıcı bir geçinmedir" Buyurmakta ve dünyanın insan için durumunu güzel bir misalle bize anlatmaktadır.

Dünyanın vefasızlık ve aldatıcılığını bilen Allah dostları; Rabbanî âlimler, dünyayı her daim bir misafirhane olarak görmüşlerdir. Dünyanın süsüne, gösteriş ve eğlencelerine aldanmamışlardır. Dünyada ebedi kalacakları ahiret hayatını kazanmanın yollarını aramışlardır. Dünyayı bir tarla olarak görüp meyvesini ahirette toplayabilecekleri tohumlar ekmişler, yani salih ameller işlemenin gayretinde olmuşlardır.

Hz. Cebrail (a.s.),  Hz. Nuh (a.s.) peygambere sordu: Ey uzun ömürlü peygamber! Dünyayı nasıl buldun, Dünya hakkında ne dersin?

Hz. Nuh (a.s.): Bir han gibi buldum. Bir kapısından girdim, diğer kapısından çıktım.

Bu konuda Lokman Hekim’in oğluna yaptığı nasihatte son derece önemli: “Oğlum! Dünya derin bir denizdir. Burada boğulanların sayısı çoktur. Bu denizden kurtulabilmen ve boğulmaman için, gemin takva ve Allah’ a hürmet, yatağın iman, yelkenin ise tevekkül olsun.

 

2-AHİRETİN UNUTULMASI:

Münafikun suresi 11. ayet-i kerimede Yüce Mevla’mız şöyle buyurmaktadır: “Ve size rızk olarak verdiğimiz şeylerden infakta bulunun; birinize ölüm gelmesinden, "Artık Yarabbi! Beni bir yakın müddete kadar tehir etse idin de sadaka verse idim ve sâlihlerden olsa idim," demesinden evvel. Hâlbuki Allah hiçbir şahsı eceli geldiği vakit sonraya bırakmaz ve Allah her ne yapar iseniz haberdardır.”

3-GAFLET:

Haşr suresinde Hz. Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurmaktadır: “Allah'ı unutmuş, Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın! Onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.”

Mü’minün suresi 99-105. ayet-i kerimelerde ise Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder, Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve ameller) yapayım.” Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır. Sur’a üflendiği zaman aralarında artık ne soy sop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır. Böylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler. Ateş yüzlerini yalar ve onlar orada sırır kalırlar. (Allah Teâlâ,) Size ayetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der.” 

4-NEFSE, HEVA VE HEVESLERE UYULMASI

Furkan suresi 43. ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz: “Gördün mü o hevasını mabut ittihaz edeni? Artık sen mi onun üzerine bir vekil olacaksın?”

Sad suresi 26. ayet-i kerimede ise: “Ey Davud! Şüphe yok ki, Biz seni yeryüzünde halife kıldık. Artık nas arasında hak ile hükmet ve hevaya tâbi olma, sonra seni Allah'ın yolundan şaşırtır. Muhakkak o kimseler ki, Allah yolundan saparlar, onlar için hesap gününü unutmuş oldukları için bir şiddetli azap vardır.” Buyurmaktadır.

 

5-ZAMANIN BOŞA HARCANMASI

Mü’minun suresi 99-100. ayet-i kerimelerde Hz. Allah:Nihayet onlardan birine ölüm gelince der ki: "Yarabbi! Beni geri gönder." Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.” Buyurmaktadır.

6-AYETLERDEN YÜZ ÇEVİRMEK

Mülk suresi 10. ayet-i kerimede Yüce Mevla’mız: “Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." 

Mü’minün suresi 105. ayet-i kerimede ise şöyle buyurmaktadır: “Size ayetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?”

İnsan, geçmiş günlerine bir kere daha nazar etmeli, hata ve yanlışlarını telafi ederek içinde bulunduğu zamanın hakkını vermeye çalışmalıdır. Bütün bunları yaparken de geleceğinin planlarını yapmalı, iyi ve güzele ulaştıracak şeylerle vaktini değerlendirmelidir.  Yaşadığımız hayatın bir imtihandan ibaret olduğunu ve bu imtihanda başarılı olabilmenin yolunun da Yüce Rabbimizin emirlerine tabi olmaktan, sorumlu bir hayat sürmekten geçtiğini unutmamalıyız.

Konumu Lokman Hekim’in şu sözü ile bitiriyorum:

“Ahiretin için dünyanı feda et, her ikisini de kazanırsın. Dünya için ahiretini feda etme, her ikisini de kaybedersin.”

Selam ve dualarla…

Ramazan TOPCAN

 

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım