İNSANI İNSAN YAPAN DEĞERLER 09.04.2018


Bu makale 2018-04-09 10:52:27 eklenmiş ve 204 kez görüntülenmiştir.
Göktuğ ŞEREMETLİ

İnsanı insan yapan değerler vardır.Eğer bu değerler yoksa insan,insan değildir.Teknoloji gelişiyor.Yaşam zenginlikleri artıyor.Peki ya insani değerler?Genel kanaat odur ki,toplum her gün daha fazla yozlaşıyor.Halbuki yaşanmış ve yaşanmakta olan ne güzel örnekler var.Keşke bunları yaşamımızın pusulası haline getirebilsek..İnanıyorum ki;o zaman hem ülkemiz ve hemde dünya daha iyi yaşanabilir bir duruma gelirdi..

PUSULADAKİ NOT

Çanakkale Savaşında Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kurulmuştur. Kimi Urfalı, kimi Bosnalı, kimi Adıyamanlı, kimi Gürünlü, kimi Halepli çok sayıda yaralı getirilmektedir…

Bunlardan biri Lapseki’nin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.

“Ölme ihtimalim çok fazla. Ben bir pusula yazdım arkadaşıma ulaştırın…”

Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: “Ben… Ben köylüm Lapseki’li İbrahim Onbaşıdan 1 Mecid borç aldıydım… Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin.”

“Sen merak etme evladım” der komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar. Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de

“Söyleyin hakkını helal etsin” olur…

Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor.

İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yıkılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine ne de gözyaşlarına engel olamaz…

Pusuladaki not:

“Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 Mecid borç verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim.”

BORÇ

Eskiden söz önemliymiş.

Verilen sözde durmak erdemlilikmiş.

Eee..Şimdi değil mi diyeceksiniz.

Elbette şimdi de öyle ama ahlak düzeyinin bu denli erozyana uğradığı bir dönemde örnekleri çok azaldı.

Nasrettin Hoca'nın hikayesi anlam yüklü..

Neymiş o hikaye birlikte okuyalım..

Nasrettin Hoca pazarda zeytin satıyormuş…

İki üç sokak ileride oturan yarıbuçuk tanıdığı bir kadın gelmiş.

Kadın: – Zeytinin iyi mi?

Hoca: – Tadına bak.

Kadın: – Ben orucum.

Hoca: – Madem oruçlusun zeytini al git parasını sonra ver.

Hocanın birdenbire aklına düşmüş; Ramazanlık değilmiş çünkü…

Hoca: – Tuttuğun oruç ne orucu ki?

Kadın: – Üç sene önceden borcum vardı da onları tutuyorum.

Hoca tam zeytinleri veriyormuş vazgeçmiş…

Kadın: – Biraz önce al git dedin noldu da vazgeçtin Hoca?

Hoca: – Get anam get… Allah’a olan borcunu üç senede veriyorsan bizim borcu ne zaman getirirsin kim bilir...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım