DEPREM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ


Bu makale 2017-02-21 14:58:28 eklenmiş ve 36281 kez görüntülenmiştir.
Ramazan KARACA

Bölgemizde son dönemde meydana gelen depremler hepimizi düşündürmeye başladı. Kimsenin tam manasıyla çözemediği, çok sık aralıklarla meydana gelen depremler hakikaten herkesi içten içe korkutuyor. Benim aklıma hemen yıllar önce birkaç defa konuk ederek programlar yaptığım “Deprem Dede” lakaplı, Ahmet Mete Işıkara geliyor. Biliyorsunuz onun klasik bir sözü var:”Deprem insanları öldürmez, yıkılan binalar öldürür”  Ne kadar doğru bir söz. Allah’tan şiddeti belli bir sınırda kalan; ama 5,2 gibi çok net bir şekilde duyulan Çanakkale Ayvacık merkezli depremler bir çok gerçeği de ortaya çıkardı. O bölgede yaşayan insanların nasıl evlerde yaşadıkları, nasıl imkânlara sahip olduklarını cümle âlem de görmüş oldu.

Biz zaten görmüştük, yıllar önce gitmiştik ve oraya benzer köylerde insanların nasıl yokluk içinde hayatlarını idame ettiklerine şahit olmuştuk. Çok değil 10 yıl önce Havran’ın Taşarası Köyü’nü o günlerin Kaymakam’ı Fatih Genel’le dolaşmış ve program çekmiştim. Elektriği, suyu, yolu olmayan baraka evlerden ibaret olan köyün içler acısını gördükten sonra, Vali Selahattin Hatipoğlu’nun desteği ile bir proje kapsamında çok güzel işler yapmıştı, Kaymakam Bey…Yani o Doğu ve Güneydoğu’da biz çok mahrumiyet yaşıyoruz diye isyan edenler var ya işte onlara kapak olabilecek bir durum söz konusu idi. Ayvacık köylerini görünce o günler aklıma geldi. Havran’dan Hasan Akar kardeşim yıllardır bu bölgelerin zaten haberlerini yapıyor.  Hala taş yığma binalarda oturan köylülerimiz var. Allah muhafaza 6-7 şiddetinde bir deprem olsa o evlerin altında binlerce kişi kalırdı. E, o zaman oturmasınlar mı diyelim. Peki, ne yapacaklar oturmayacaklar da! Valla işte ancak biz o insanların başına bir şey geldiği zaman onların yaşantılarının gerçekleri ile göz göze geliyoruz. Diğer zamanlarda bunlar görülmüyor gibi geliyor bana. Gelse o insanların o çağdışı evlerden kurtulmaları için adımlar atılırdı ve şu ana kadar o yığıntı evlerden kurtulurlardı. Maalesef bunlar görülmüyor. Bu arada o depremlerin neden olduğu ile ilgili de kimse bir açıklama yapamıyor. Yapsa da bizleri tatmin etmiyor. Bu arka arkaya olan depremler İstanbul’da olsaydı, kıyameti koparırlardı. Ama bizim bölgemizde oldu mu kimsenin gıkı çıkmıyor. Ne diyelim. Dünyanın en iyi oksijen deposunun bulunduğu bölgemizin de kıymetini bilmiyoruz ya (genel anlamda) pes doğrusu…

 

Mutlaka bir şeyler yapılıyordur, ama işte gözler o noktalara çevrildiğinde hala nasıl durumda olduklarını görüyoruz. Bu arada deprem bölgesine her türlü yardım da yapılıyor. Allah’tan o yönde ihtiyaçlar karşılanıyor. Ama tabii köklü çözümler için böylesi afetleri beklememek gerektiğini de unutmamak lazım. İnşallah, özellikle kırsal bölgeler başta olmak üzere her yerde depreme dayanıklı binalarda oturabilme imkânını herkes elde eder. Çünkü insanları, hocamızın dediği gibi depremler değil, binalar öldürüyor. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım