YAPIP ETTİKLERİMİZİN SORULDUĞU GÜN; AHİRET


Bu makale 2017-03-14 14:51:27 eklenmiş ve 334 kez görüntülenmiştir.
Ramazan TOPCAN

İman esaslarından biri de ahiret gününe inanmaktır. Ahiret gününün hak olduğu, bir gün mutlaka gerçekleşeceği Kitapla (Kur'ân) sabittir. İbrahim suresi 51. ayet-i kerimede konu hakkında şöyle buyrulmaktadır; "Allah herkesi kazandığının karşılığını vermek üzere (diriltecektir). Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir."

Ahiret hayatının nasıllığı ve oradaki hayat, duyular ötesi ve gaybî konular olduğu için, gözlemle, tecrübeyle, deneyle bilinemediği gibi pozitif bilim denen fizik ilmi ile de, akılla da izah edilemez. Bu konuda tek söz sahibi, tek bilgi kaynağı vahiydir. Kur'an'da ve sahih ha­dislerde ne haber verilmişse onunla yetinmek zorundayız. Bu iki kaynağın dışında kalanlarsa Allah korusun bizleri hatalara hatta dönüşü olmayan yollara sevk edebilir.

Ahiret; dünyada yaptıklarımızın veya yapmamız lazım geldiği halde yapmadıklarımızın sorulacağı yerdir. Ahiret, kıyametin kopmasıyla başlayacak olan günün adıdır ki o gün, her insan, kendisine ihsan edilen nimetlerden tutun ağzından çıkandan, ağzından girene bütün söz ve davranışlarından hesaba çekilecektir. Bu özelliğinden dolayı ahiret, İbrahim suresi 41. ayet-i kerimede görüleceği üzere hesap günü olarak ifade edilmiştir. "Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla."

 

Yüce Allah, [Azze ve Celle] Hz. Âdem [a.s.] ile başlayan ve Hz. Peygamber [s.a.v.] Efendimizde nihayet bulan vahiy yolunda göndermiş olduğu Peygamberler ve kitaplar vasıtasıyla      bütün insanlara dünyada yaptığımız büyük küçük bütün davranışlarımızın sorulacağı hesap gününün varlığından haberdar etmiştir. Nitekim Bakara suresi 281. ayet-i kerimede; “Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamı ile ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır” buyrulmaktadır.

Hesap günü çok önemli bir gündür.

O gün, insanlara uyarıcı olarak gönderilen peygamberler de dâhil olmak üzere istisnasız herkes hesaba çekilecektir. A’raf suresi 6-7. ayet-i kerimelerde; "Elbette kendilerine peygamber gönderilenlere de gönderilmiş olan peygamberlere de soracağız. Ve onlara olup bitenleri tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Zaten biz onlardan uzak değiliz" buyrulmaktadır.

O gün, hiç kimsenin kimseye yardım edemediği gündür. İnfitar suresi 19. ayet-i kerimede; “O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah’ındır.” Buyrulmaktadır.

O gün, mal, mülk ve servetin fayda vermeyeceği bir gündür. Şuara suresi 88. ayet-i kerimede; “O gün, ne mal fayda verir ne de evlât.” Lokman suresi 33. ayet-i kerimede ise; “Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun!” buyrulmaktadır.

Hesap günü bütün insanlar mahşer yerinde toplanacak, İsra suresi 14. ayet-i kerimede Yüce Mevla’mızın beyanı üzere dünyada iken melekler tarafından yazılan kullara ait amel defterleri kıyamet günü sahiplerine verilecek ve onlara şöyle denilecektir: “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana kendi nefsin yeter.”

Amel defterini eline alıp okuyan günahkârlar her şeyin en ince ayrıntısına varıncaya kadar yazılmış olduğunu görünce dehşete kapılırlar ve hayretler içerisinde : “Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. ‘Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!’ derler.” Şeklinde günahkârların feryat edecekleri Kehf suresinin 49. ayet-i kerimesi ile bizlere anlatılmaktadır.

Mahşer yerinde ilâhî adalet ölçüsü olan mizan kurularak herkesin amelleri tartılacaktır. Cenab-ı Hak, Araf suresi 18. ayet-i kerimede; "O gün tartı (vezn) haktır." buyurmaktadır.

O gün, herkesin yaptığının karşılığını gördüğü gündür. Mü’min suresi 17. ayet-i kerimede; “Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün asla zulüm yoktur. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir.” Buyrulmaktadır.

Kulların gizli-aşikâr, büyük-küçük bütün yaptıkları Yüce Allah [Azze ve Celle] tarafından bilindiği halde insanların kendilerine haksızlık yapıldığını düşünmemeleri için amelleri ortaya konulur. Cenâb-ı Hak, Araf suresi 8-9. ayet-i kemrelerde bu hakikati şöyle dile getirir; “Kimlerin sevabı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini zarara sokanlardır.”

Yasin suresi 65. ayet-i kerimede beyan edildiği üzere amel defterlerinde yazılı bulunan günahlarından bir kısmını inkâr edenler olacaktır. O zaman da kendi bedenlerindeki organları onların aleyhine şahitlik yapacakları anlatılmaktadır; “O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.” 

Mizanda kimin iyilik ve sevabı ağır gelirse, onun kitabı sağından verilir, artık o kurtuluşa ermiştir. Kimin de günahı ağır gelirse, artık onun için de acıklı bir azap vardır. Kitabı kendisine arkasından veya sol tarafından verilir ve cehenneme atılır. İnşikak suresi 7-12 ayet-i kerimelerde; “Kime kitabı sağından verilirse, hesabı çok kolay bir şekilde görülecek, sevinçli olarak ailesine dönecektir. Fakat kime kitabı arkasından verilirse, ‘Helâk!’ diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.” 

Hesap günü insanlar, sadece Yüce Rabbimize karşı sorumluluklarından dolayı hesaba çekilmezler. Aynı zamanda diğer insanlarla arasındaki haklardan dolayı da hesaba çekileceklerdir. O gün hiç kimsenin hakkı kimsede kalmayacak, hak sahiplerine alacaklılarından hakları alınıp verilecektir. Allah Resulü [s.a.v.] şöyle buyuruyorlar: “Elbette kıyamet gününde haklar sahiplerine ödenecektir. Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun öcü alınacaktır.” 

Hz. Peygamber [s.a.v.] Efendimiz, başta olmak üzere bütün peygamberler günah işlemezler. İsmet sıfatı sahibidirler. Cenâb-ı Hak tarafından bağışlanmış olmalarına rağmen ahiret gününün hesabını en çok düşünenler de onlar olmuşlardır. Ben burada konuma ışık tutma adına iki önemli peygamberden misal vermek istiyorum. Biri Şuara suresi 87-89. ayet-i kerimelerde; “(Ey Rabbim!) İnsanların dirilecekleri (ve huzuruna gelip hesap verecekleri) gün, beni utandırma. O gün ne mal fayda verir, ne evlat. Ancak Allah’a temiz bir kalple gelenler başka.”  Yer alan Hz. İbrahim [a.s.]

Hz. İbrahim, [a.s.] bu duasıyla bize örnek oluyor, yol gösteriyor. Zaten O’nun yaptığı bu duanın Kur’an’da yer almasının hikmeti de bu olsa gerek. Ayet-i kerimelerde şu hususlara dikkatimiz çekiliyor. Ey İnsanlar, öleceksiniz fakat sonradan diriltilip Allah’ın huzurunda hesap vereceksiniz. Bunu hatırınızdan çıkarmayın, hazırlıklı olun. Hz. İbrahim [a.s.] bir peygamber olduğu, hatta Allah’ın [Azze ve Celle] dostu olma şerefiyle şereflendiği halde hesap gününü unutmuyor ve o gün mahcup duruma düşmemeyi Allah’tan niyaz ediyor.

İkincisi ise Hz. Peygamber [s.a.v.]  Efendimizdir. Hz. Peygamber [s.a.v.]  Efendimiz, Kıyamet gününden ve oradaki hesaptan söz edildiği zaman büyük bir üzüntüye kapılıp, gözlerinin yaşardığı rivayet edilmiştir. “Allah’a yemin ederim ki, ben, Allah’ın bir Peygamberi olduğum halde bana (kıyamet günü) ne muamele edeceğini bilemem.” Buyurarak hesap gününden duyduğu endişeyi ifade etmiştir.

Hz. Peygamber [s.a.v.] kıyamet günü insanların nelerden sorguya çekileceğini şöyle buyurmuşlardır; “Âdemoğluna beş şeyin hesabı sorulmadan kıyamet gününde ayak­larını ileri atmasına izin verilmez. (O beş şey şunlardır:)

1-Ömrünü nerede tükettin?

2-Gençliğini nerede çürüttün?

3-Malını nereden kazandın?

4-Nereye sarf ettin?

5-Öğrendiklerinle ne kadar amel ettin?”

Bizler, bu sorulara nasıl ve ne şekilde cevap vereceğimizi düşünmeliyiz. Yarın çok geç olmadan, vahlanmamak için hayatımızı ona göre sürdürmeliyiz. Diğer bir ifade ile söylüyorum; hesabı verilemeyecek işlere asla tevessül etmeyelim.

Haşr suresi 18. ayet-i kerimede Yüce Mevla’mız; “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın…”  buyrulmaktadır. Hz. Peygamber [s.a.v.] Efendimiz ise; “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz”  buyurarak, ölmeden önce nefis muhasebesi yapmamızı ve kendimizi hesaba çekmemizi emir buyurmuşlardır. Hesap günü gelip çatmadan günahlardan sakınarak, salih ameller işleyerek, hata ve günahlarımıza tövbe ederek o güne en güzel şekilde hazırlanmalıyız.

 

Selam ve dualarla…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım