HAC; HZ. ÖMER’İN (R.A.) ADALETİNİ KUŞANMAKTIR.


Bu makale 2017-08-11 10:13:50 eklenmiş ve 241 kez görüntülenmiştir.
Ramazan TOPCAN

Hz. Ebu Hüreyre (r.a) den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimize; 

‘‘En üstün amel hangisidir? Diye soruldu. 

Efendimiz (s.a.v.): “Allah ve Resulüne inanmaktır.” Buyurdular.

Sonra hangisi?  Diye soruldu. 

Efendimiz (s.a.v.): “Allah yolunda cihad etmektir.” Buyurdular.

Sonra hangisidir? Diye soruldu.

Efendimiz (s.a.v.): “Mebrur olan hac.” Buyurdular.

İstisnası olmakla beraber Kütüb-i Sitte diye bilinen hadis kitaplarının hemen hepsinde yer alan bu hadis-i şerifte görüldüğü üzere, sırasıyla iman, cihad ve hacc-ı mebrur en üstün amel olarak tanıtılmaktadır. En faziletli ve kıymetli amellerin sorulduğu bu tür hadislerin hemen tamamında, iman ve cihad mutlaka zikredilmektedir. İman ve cihaddan sonraki amel, durum ve şahıslara göre değişiklik göstermektedir. Cihat çatılı iman binasının içerisindeki kişiye ve sahip olduğu imkânlarına göre üçüncü sıradaki en üstün amel bildirilmektedir. Bu değişiklik asla bir çelişki değildir.

Ben bu yazımda, yukarıda mealini verdiğim hadis-i şerifte yer alan iman ve cihad kavramlarından daha çok, "hacc-ı mebrur"dan söz etmek istiyorum.

Zengin Müslümanların ömürde bir kez yapması gerekli olan hac ibadeti, konumun başındaki hadis-i şerifimizde mutlak olarak değil, mebrur sıfatıyla zikredilmiştir. Haccın "en üstün amel" şeklinde ifade buyrulmasında bu sıfatın önemi büyüktür. Burada üzerinde durulması gereken anahtar kelime "mebrur" kelimesidir.

Mebrur kelimesi; hayırlı olan, makbul, kaliteli, gereklerine uygun olarak yerine getirilmiş, günah ve şirk karıştırılmamış, refes ve fusuftan arınmış, sonu, başından daha iyi, zulüm ve ihanet olmayan, ihlâs ve samimiyetle sırf rızaen lillah ifa edilmiş olan vb. gibi manalara gelmektedir.

İfade etmeye çalıştığım  anlamları içerisinde barındırmış olan hacc-ı mebrur; "en üstün" amellerden kabul edilmiştir. Böylesi bir haccın karşılığı hadis-i şerifte; “başka değil, sadece cennet”tir. Şeklinde Efendimiz (s.a.v.) tarafından bildirilmiştir. Bu müjdeyi veren Peygamber (s.a.v) Efendimiz, mebrur hacc yapan Mü’min bir kişinin mutlaka mükâfatlandırılacağını, günahlarının affedilerek cennete girdirileceğini ifade etmektedir. Zaten ahkâm, evsaf ve adabına riayet edilerek ihlâs ve samimiyetle yerine getirilen haccın geçmiş günahlara keffaret olduğu yine Peygamber (s.a.v.)  Efendimiz tarafından bildirilmiştir:

"Kötü sözler söylemeden ve günah işlemeden hacceden kişi, anasından doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (memleketi ne) döner. "

"İslam, hicret ve hacc, geçmişin günahlarını yok eder."

"Umre ve hacc, fakirlik ve günahları; körüğün kömür, altın ve gümüş tozlarını temizlediği gibi ortadan kaldırır. "

Ancak Hac ibadeti için yol hazırlığında bulunan veya bu kutsal yolu düşünen kardeşlerim unutmasınlar ki; Haccın mebruriyeti veya makbuliyeti kutsal beldelere gitmekle değil, daha çok hac sonrasında Mü’min kişide görülen müspet tutum ve davranışlarla ölçülmektedir.

Hac; bir son değil, bir başlangıçtır. Bezm-i elest sözüne sadakatimize ümmeti şahit tutmaktır. Ben değil, biz olmaktır.

Hac; dönüşmektir, dönüştürmektir.

Hac; ferdî, ailevî, içtimaî iş ve işlemlerimizde Allah ve Resulü’nün ölçülerine göre hayatımızı inşa etmektir.

Hac; kitabına uydurmak değil, kitaba uymaktır.

Hac; insana kontrollü ve kurallı yaşamayı öğreten bir ibadettir.

Hac; Cin patentli eşyalarla meşguliyet değil, Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) sadakati ile bezenmektir. Hz. Ömer’in (r.a.) adaletini kuşanmaktır. Hz. Osman’ın (r.a.)  tevazuuna bürünmektir. Hz. Ali’nin (r.a.) ilim ve irfanı ile buluşmaktır.

Hac; Efendimizin (s.a.v.);“Haccınızı benden alın.” Sözünü; “Razı olunmuş, sonu cennetler olan bir hayatı benden alın.” demek olduğunu kavramaktır.

O halde burada hemen yeri gelmişken ifade edeyim ki bu tür davranışların sürekliliği, hacdan beklenen ferdî, ailevî ve içtimaî faydanın temini bakımından çok ama çok önemlidir. Unutmayalım ki bir haccın mebrur olması, iyilerin haccına dâhil olması, dahası kalite kazanması, hakkının verilmiş olmasına bağlıdır. Arafat, Hz. Âdem’i (a.s.)  Havva validemizle nasıl buluşturmuşsa bizi de yitirdiğimiz değerlerimizle buluşturmalıdır. 

Mealini verdiğim hadis-i şerifte; iman-cihad ve hac üçlüsünün zikredilmesi çok önemlidir. Birinin varlığı diğerine bağlıdır. Cihad olmadan iman olmaz. Cihad olmadan hac olmaz.

Hz. Aişe-i Sıddıka Validemiz; Hz. Peygamberin (s.a.v.) kadınlar için; "çarpışmasız cihad vardır: hac ve umre" buyurduğunu bildirmektedir. Yine bir başka hadis-i şerifte kadınlar için; "Hac ne güzel cihaddır." buyrulmaktadır. Bunun için Hac ibadeti için; "içinde kıtal, çarpışma bulunmayan cihaddır. " Denmiştir. Güçsüzlüğünden ve korkaklığından yakınan bir Sahabi Efendimize Hz. Peygamber (s.a.v.);"Güç-kuvvet ve kahramanlık istemeyen cihada; hacca gel, katıl" buyurmuştur. Bir başka hadis-i şerifte ise; "Yaşlı, güçsüz ve kadınların cihadı; hacdır."buyrulmaktadır.

Buradan hiçbir kimse hac ibadetinin zayıflar, yaşlılar ve kadınlar için meşru kılınmış olduğu anlamını çıkarmasın. Bu tespitler, hac ibadetinin topyekûn ümmet için kıtalsiz bir cihad, yani soğuk harb demek olduğunu ve herkesin bu soğuk harpte yerini alması gerektiğini ifade etmektedirler.

Aslında hac ibadeti için; " İslam milletlerinin senede bir kez birlikte gerçekleştirdikleri çarpışmasız cihad harekâtıdır. " denebilir. Zira Hac ibadeti içinde bulunan remel, hervele ve remy gibi davranışlarla düşmana gözdağı vermek, Müslümanlar hakkındaki olumsuz düşünceleri anında red ve yok etmek amacını taşıyan cihad hareketleridir.

Selam ve dua ile…

Ramazan TOPCAN

 

Balıkesir İl Müftü Yardımcısı

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım