VAKİT HIRSIZI 24.12.2018


Bu makale 2018-12-24 17:37:58 eklenmiş ve 1135 kez görüntülenmiştir.
Ramazan KARACA

Bu sözettiğim vakit hırsızı canlı bir varlık değil. Günümüzün

engellenemeyen ve artık hepimize musallat olan bir hırsız. Bizim kendimizin

gönüllü olarak kabullendiğimiz ve vaktimizi çalmasına engel olmaya hiç

niyetimizin olmadığı, hatta bile bile çaldırdığımız bin nesne... Bu girişten

sonra artık vakit hırsızından sözedelim. Bu vakit hırsızı hepimizin elinden

düşürmediği, cebimizde çantamızda taşıdığımız akıllı telefonlarımız... Evet

maalesef günümüzde artık vaktimizin çok büyük bir kısmını çalan, en

sevdiklerimizden bile fazla zaman ayırdığımız bir nesne... Akıllı telefonu ve

interneti olan hemen hemen herkesin neredeyse esiri olmuş bir şekilde

vaktimizi alan bir alet. Bu telefonlar ilk çıktığı yıllarda sadece haberleşme ve

mesaj gönderme niteliği taşırken, son yıllardaki teknolojik gelişmelerle

birlikte artık gözümüzü ayıramaz bir duruma geldiğimizin bir gerçeği haline

geldi. Aslında hepimizin şikayet ettiği bir durum. Herkesin birbirine yeter

artık bırak şunu elinden diye birbirimize sitemde bulunduğumuz ama ilk

fırsatta yine elimize aldığımız bir iletişim aracı.

Şunu diyebilirsiniz; evet öyle ama çok da yararlı bir araç. Öncelikle artık

herhangi bir bilinmeyenle ilgili anında bilgi sahibi olmamızı sağlıyor, google

sayesinde... Anında fotoğraf çekerek sevdiklerimize gönderiyoruz...

Arkadaşlıklarla birbirimiz hakkında anlık bilgi sahibi oluyoruz, hastalıkları

ölümleri öğreniyoruz. İstediğimiz anda istediğimiz kişiyle anında temasa

geçiyoruz, hem de görüntülü olarak... Bunları saymakla bitiremeyiz evet,

bunların hepsi doğru ve son darace yararlı özellikleri ve katkıları... Yalnız el

insaf, şöyle bir düşünelim; bu yukarıda saydıklarımıza bu araçla ne kadar

 

zaman ayırıyoruz, olumsuzluklarına ne kadar zaman ayırıyoruz? İşte bütün

mesele burada. Eğer faydalarını, bizden aldıkları ve olumsuz

etkilediklerinden fazla kullanıyorsak bizim için mesele yok.

Çünkü; ben de dahil bu akıllı telefonlar çıktığından beri kitap okumaya

eskisi kadar zaman ayıramıyoruz. Nedeni işte bu akıllı telefon. Elimize

aldığımızda ona bak, buna bak derken zaman geçiyor ve kitaba zaman

ayırmak aklımıza gelmiyor. Peki, bizim gibi kitap okuma alışkanlığı ile

büyümüş ve okumuş bir nesil bunu yapıyorsa, şu anki genç nesil

çocuklarımız nasıl okuyacak? Eskiden haftada en az bir kitap okuyan bir

arkadaşım vardı, bir ara bu akıllı telefona biraz takılınca eskisi kadar kitap

okuyamadığını kendi söyledi ve bu işten vazgeçeceğini anlattı.

Evet bu hırsızdan kendimizi koruma yıllarını aramamız lazım. Saydığım

faydalarını yadsımıyorum ama buna da bir çözüm bulmamız gerektiğinin

altını çizmek istiyorum. Örneğin bir yerde okudum. Elinize bir kitap alın ve

sayfalarını 7 bölüme taksim edin. Hergün bir bölümünü okuyun. Bir haftada

7 bölümü bitirerek kitabı tamamlayın. Bir yılda 52 kitap okursunuz. Hoşuma

gitti ve en kısa sürede uygulamaya koymaya niyetlendim. Yani 3 yüz sayfalık

bir kitabı düşünün, günde 4O-45 sayfa okunması gerekiyor. Herhalde akıllı

telefona saatler ayırırken, bir günlük zaman diliminde bu kadar sayfayı

okuyabiliriz diye düşünüyorum.

Bu ve benzeri uygulamalarla bu vakit hırsızına bir önlem almış, bir kilit

vurmuş olabiliriz belki de... Yoksa bu alet bizim, hiç bir şekilde geri

getiremeyeceğimiz vaktimizi çalmaya devam edecek...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım