BİR YILBAŞI DAHA 31.12.2018


Bu makale 2018-12-31 14:46:29 eklenmiş ve 1132 kez görüntülenmiştir.
Ramazan KARACA

Bugün 2017’nin son günü... Ömrümüzden bir yıl daha eksildi. Her yeni yıla

girileceği günlere yakın yaşanan bir olay var. Yeni yıl kutlamaları üzerine

mutlaka bir tartışma oluyor. Yeni yıl kutlamalarının nasıl yapılması veya

yapılmaması üzerine… Türkiye gibi bir ülkede yıllardır yılbaşı olayı üzerine

hepimizin kafasında oluşmuş bir algı ve o geceye ait bir etkinlik var. Ülkede bir

kesim en uçuk ve kaçık bir şekilde yeni yılı karşılarken, bir kesim de evinde PTT

dediğimiz; pijama, terlik televizyon üçlemesiyle yeni yıla giriyor. Bir de o geceyi

alternatif bir şekilde geçirmek isteyenlerin yaptığı etkinlikler oluyor.

Ülkemizdeki yılbaşı gecelerinin özet olarak durumu bu.

Peki, bunları kimler yapıyor? Bunları herkesin içinde bulunduğu ve geliştiği

kültür doğrultusunda yaptığını söyleyebiliriz. Çocukluktan itibaren nasıl

yetiştiyse ve büyüdüğü zaman da o toplumun içindeyse aynen devam ediyor.

Ama çeşitli vesilelerle başka bir toplum ya da çevrede bulunuyorsa, ya kendini o

bulunduğu ortamdan tecrit ederek eski kültürüne devam ediyor; ya da

sonradan katıldığı topluma adapte olarak onlara uyuyor. Çok sert dönüşler de

olabiliyor bunlar. Yani yüz seksen derecelik dönüşleri de gözlemleyebiliyoruz.

Böylesine bir dönüş ve yaşantı değişikliği yapanların eski çevreleriyle daha sonra

çelişkilerinin olduğunu ve onlardan zaman içinde koptuğunu, hatta anne ve

babasıyla bile ters düşebildiğini söyleyebiliriz. Bu kadar uç farklılıklar içine giren

bir bireyin karşılaşacağı sıkıntıları, ülkemiz şartlarını bilenlerin tahmin etmesi hiç

de zor değil. Bu tabii ki dünya görüşüyle izah edilebilir ve normal karşılanabilir.

Bizim dışımızda yaşanan böylesi durumlar elbette bizi ilgilendirmez. Ama o

ailenin yakınları ve ailenin bizzat kendisi belli bir sıkıntı içinde olmaktadır.

Özellikle etraflarına karşı duyarlı kimselerin böylesi durumlarda daha da

zorlandıklarını görürüz.

Şimdi yılbaşı olduğu için örneği buradan verdik. Ama birçok konuda bunlar

yaşana gelmektedir. Dışarıya yansıtan var, yansıtmayan da… Konu yılbaşı

 

olduğunda bizlerin de aklına gelen o gece yapılanlar ve öncesindeki yılbaşı bileti

gibi durumlar mutlaka tartışılıyor. Kamuoyunun dikkatini çok çeken bir durum

söz konusu. Özellikle yılbaşı bileti için belli yerlerde uzuuun kuyruklar olmakta

ve insanlar “bir umut” diyerek bayilere saldırmaktadır. Bir akşamlık bir umudun

peşinden gitmenin heyecanını yaşayanlar hep var olmaktadır. Hele de bu yıl

“Domuz eti neyse, milli piyangonun hükmü de aynıdır” şeklindeki açıklamalarla

birlikte… Evet, bu cümle hem de bizim Balıkesir Müftüsü tarafından dile

getirilmiş ve bütün ülke gündemine girmiştir. Bu açıklama yapılır yapılmasına

ama bizim vatandaş da “Devletin gözetiminde yapılan bir organizasyondur ve

hile hurda yoktur, herkes bu bileti kendi rızasıyla almaktadır, zorlama yoktur, bu

bir dayanışmadır, dolayısıyla ben alırım arkadaş” demektedir. Burada insanları

zorlamak yerine ”Her koyun kendi bacağından asılacaktır. Dolayısıyla herkes

kendi yaptığı ya da yapmadığından sorumludur” anlayışı içinde olmak ve

kararları bireylerin tercihine bırakmak en doğru davranış olacaktır

kanaatindeyim.

Ülkemiz laik, demokratik, sosyal bir hukuk devlettir. Herkes istediği gibi

yılbaşını karşılayabilir ve kutlayabilir. Ama kimseyi üzmeden, rencide etmeden

ve de kimsenin burnunun kanamasına sebep olmadan yapılması şartıyla…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım