İSTİKLÂL MARŞIMIZ’A DAİR 12.03.2019


Bu makale 2019-03-12 13:22:03 eklenmiş ve 1153 kez görüntülenmiştir.
Ramazan KARACA

Dün 12 Mart 2019 idi, yani İstiklâl Marşımızın kabul edilişinin 98.

yıldönümü… 12 Mart 1921’de TBMM tarafından kabul edilen Milli Marşımız,

bize verdiği tarif edilmez duygulardan dolayı takdiri şayandır. Ülkesini seven ve

yüreği vatan için çarpan herkesin bu duygularını iliklerine kadar hissetmesini

sağlayan bu marş, tabii ki kolay yazılmadı. Ne demişti Mehmet Akif Ersoy: “Allah

bize bir daha böyle bir marş yazdıracak günler yaşatmasın”. İstiklâl Marşımızın

en önemli ana fikri aslında budur. Öylesine zor ve mücadele yılları yaşadık ki,

işte böylesine anlam yüklü bir destan yazıldı.

Özellikle bugünlerde ülkemizin bütünlüğüne kast edenlere karşı verdiğimiz

mücadeleyi yaşarken ve yine bu vatan için şehit ve gaziler verdiğimiz anlarda

İstiklâl Marşımızın o derin anlatımını daha iyi idrak ediyoruz. Çünkü bir milletin

topraklarını muhafaza etmesi, onun için mücadele vermesi ve fedakârlıklarda

bulunması ancak milli ve manevi duygularının had safhada yaşanmasıyla

mümkün olmaktadır. İşte bunu bugün bir kez daha yaşıyoruz.

Yine İstiklâl Marşımıza dönersek… O milli mücadelenin verildiği yıllarda,

İstiklal Harbi'nin başlarında, İstiklal Harbi'nin milli bir ruh içerisinde verilmesi

imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekâleti, 1921'de bir güfte yarışması

düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye

para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Mehmet Akif

Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ve Hasan Basri Çantay’ın ısrarı üzerine,

İstiklal Harbi'nin özellikle hangi ruh ve ideolojik çerçeve içerisinde

verilebileceğini Türklere göstermek amacıyla, Ankara'daki Taceddin

Dergâhı’nda yazdığı ve İstiklâl Harbi'ni verecek olan Türk Ordusu'na ithaf ettiği

şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet

Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına

rağmen Mehmet Akif'in yazdığı İstiklâl Marşı kabul edilmiştir. Mecliste İstiklal

Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver

olmuştur. Meclis üyeleri elleri kızarıncaya kadar alkışlıyorlar. Öylesine coşkulu

okumuştur ki, arkasından meclisin isteği ile defalarca tekrar etmiştir. Hatta

Mehmet Akif’in Hamdullah Suphi Tanrıöver’e hitaben, “Üstadım ben bu kadar

 

güzel yazdım mı bilmiyorum ama siz çok güzel okudunuz” diyor. Mehmet Akif

Ersoy İstiklal Marşı'nı, şiirlerini topladığı Safahat'ına dâhil etmemiş ve İstiklâl

Marşı'nın Türk Milleti'nin eseri olduğunu beyan etmiştir. 

Şiirin Mehmet Akif tarafından yazılışı ve kabul edilişi kısaca bu şekilde. Bir de

bunun marş olarak bestelenmesi safhası var. Şiirin bestelenmesi için açılan

ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici

kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar

çalındıysa da 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni

Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste

yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın

armonileşmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer

yapmıştır. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklal Marşı

olarak söylenmektedir. 

Allah’tan duamız, Dünya durdukça Vatanımızın semalarında Al Sancağımız

dalgalansın, ezanlarımız susmasın inşallah ve bir daha İstiklâl Marşı yazmayı

gerektirecek günler bize göstermesin… Âmin.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım