TARİH BOYUNCA KADIN HAKLARI


Bu makale 2017-09-28 10:26:26 eklenmiş ve 228 kez görüntülenmiştir.
Nuray ARSLAN

Yazımın başlığından da anlaşılacağı üzere bugünkü konumuz tarhi boyunca kadın hakları. İnternet üzerinden araştırdım ve derlediğim bilgileri şimdi sizlerle paylaşmaya başlıyorum; Greklerde yani eski Yunan'da kadınlar kölelerle eş tutuluyordu. Eski Yunan'da her erkeğin çocukları ve kadınları üzerinde yasa koyma yetkisi vardı. Atina'da kadınlar bir tür harem içinde tutulurken, Sparta site devletlerinde eğitim görüp spor yapabiliyorlardı. Romalılar döneminde ise kadının vatandaşlık hakkı yoktu.  Kadınlar ancak sonraki dönemlerde kamusal alanda da etkili olabilecek bazı haklar kazandılar. Ortaçağ boyunca, erkekler kitle halinde acımasız, soyguncu baronların kölesi gibi kullanılıyordu. Kadınlar ise bu erkek kölelerin kölesiydi.  Dövülüp, eziyet görüyor ve yakılıyorlardı. İnsan hakları ilk kez 18. yüzyılda Fransız devrimiyle, gerçek anlamıyla savaş ve insan hakları ile birlikte başladı. Mary Wollstonecraft, 1792 yılında “Kadın Haklarının Doğrulanması” kitabını yayınladı. Kadınların insan olarak onurlarının tanınmasını isteyen, onlara özgür eğitim ve ekonomik bağımsızlık hakkını talep eden bu çalışma bir ilkti. Liberalizm feministler için hak talebi zemini yarattı. Kadınların oy hakkından ve siyasal eşitlikten yoksun bırakılan alanına ilişkin felsefi sorular ünlü liberal düşünürler tarafından ileri sürülüyordu. Adam Smith, Hegel, Kant, Rousseau ve Nietzsche, kadınların statülerini biyolojik doğalarına bağlı ve haklı görüyorlardı. Kadınların ruhsal sorunlarının “yumuşak, boyun eğici, duygusal, usdışı” olduğunu, kadınların ev içi ile sınırlı kaldıklarını ısrarla vurguluyorlardı. Kadın haklarına ilişkin tarih, batı düşüncesinin gelişim tarihinin içinde şekillenirken İslam düşünce tarihi içinde böyle bir sürece tanıklık etmiyoruz. Kadın karşıtı önyargılar ve kabuller her toplumda olduğu gibi İslam toplumlarında da güçlüyken dini emirler bunu nispeten yumuşatmış ancak yok etmemiştir. Harem müessesesinin, köleliğin 19. yüzyıl da kalktığını, 1911'de Osmanlı Aile Kararnamesi'nin İslam dünyasındaki kadının medeni haklarına ilişkin İslam hukukunun içinden bakan son düzenleme olduğunu, Cumhuriyet'in kuruluşunda sonra 1934'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildiğini, medeni kanunla sosyal ve hukuksal haklara sahip olduğunu hatırlatmak gerekmektedir. Ancak o günleden bu yana kadın sorunlarının çözümüne ilişkin fazla bir mesafe kat edilmediğini de söylemek gerekir. Yüzyıllar çağlar geçse de kadın her devirde olduğu gibi günümüzde de her türlü zorlu koşullar ve sorunlar altında kıvranıp boğuşmaya devam etmektedir!.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım