ASABİYETLE MANEVİYAT NASIL OLUR? 23,09,2019


Bu makale 2019-09-23 14:13:17 eklenmiş ve 110 kez görüntülenmiştir.
Zikri Evner

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıkça attığı nutuklarında Kuran’dan ve hadislerden alıntılar yaptığını, siyasal mesajlarını dini inançlar ve dogmalar üzerinden vermeyi sevdiğini biliyoruz. Erdoğan yakın geçmişte bir toplantıda yaptığı konuşmasında şöyle diyordu: ‘Allah bütün meleklere, ‘Adem’e secde edin’ dediğinde hepsi secde ettiler. Ama Şeytan, ‘Ben Ademden hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın’ diye kibirlendi. İşte ırkçılık budur, böyle başlamıştır. Irkçılık asabiyet, asabiyet ise şeytandandır. Irkını, kavmini, kafatasını övmek, onunla böbürlenmek, yaratılanları aşağılamak şeytandandır. Eğer istikbali, acılar ve acıların sebep olduğu farklılıklar üzerine inşa edersek, şeytan ve şeytanın izinden gidenler kazanır, biz ise kaybederiz.’
Bu sözler esas olarak demokrasinin en büyük düşmanlarından biri olan ırkçılığa karşı olduğu için demokratik bir bağlam çerçevesinde olumlu olarak görülebilir. Ama içinde, aynen ırkçılık gibi bir demokrasi tehdidi olan dincilik öğeleri barındırdığından, yine aynı mantıkla, demokrasiye aykırı bir görüşü de yansıtıyor, diye de yorumlanabilir. Tartışma ‘Asabiyet’ terimi üzerinden gittiğinde bu terimi, Türkçedeki yaygın kullanışıyla ‘sinirli’ olarak yorumlayanlar, o zamanlar ‘Asıl asabi olan iktidar gücünü ele geçirmiş olan günümüzün bilinen siyasetçileridir.' biçiminde eleştiriler yöneltmektedirler. Deminde belirttiğim gibi 'asab; sinir' demektir Arapçada. Asabiyet de günlük dilde sinirlilik demektir. Devletlerin yükselişini ve çöküşünü, toplumsal özelliklerde arayan ve bu nedenle de bence sosyolojinin kurucusu olan İbn-i Haldun’a göre göçebe toplumların asabiyeti yüksektir ve bu nedenle de yerleşik devletleri yıkarlar. Ama onlar da yerleşik hale gelince, asabiyetleri azalır ve başka göçebe toplumlar tarafından yıkılırlar. Bu çerçevede Arapçada Asabiyet, bir nevi nepotizm, kendi akrabalarını, ırkını, kavmini, aşiretini kayırmak anlamında da kullanılır. İşte Erdoğan’ın sözünü ettiği ‘Asabiyet’ budur. Demokratik siyasette ırkçılık ne denli tehlikeli ise dincilik de o denli tehlikelidir. Çünkü her ikisi de hem aidiyet duygusunu, bütün duyguların ve sorunların önüne çıkarır, hem de her ikisi de dinimiz gibi, Allah gibi, ırkımız gibi, geçmişimiz ve atalarımız gibi mukaddes kavramlara dayanır. Bu nedenle de demokrasinin temel özelliği olan, farklılıkların birlikte yaşaması, özgürlük, insan hakları kavramlarına çok uygun olmayan dogmaları siyasal sisteme sokarak demokrasiyi yozlaştırır. Genellikle de demokrasi yerine, çoğunluğun aidiyetine bağlı olan din veya ırk kavramlarının baskıcı yönetimine, kimi zaman da totaliterliğine yol açar! Bu açıdan dinciliği öne çıkarıp ırkçılığı eleştirmek, ya da ırkçılığı öne çıkarıp dinciliği eleştirmek arasında, demokrasiyi yozlaştırmak bakımından çok büyük bir fark yoktur. Esas olan, dinciliği de ırkçılığı da aşan ve hepsine eşit uzaklıkta durarak, hepsini kucaklayan laik ve demokratik bir devletin, insan hakları çerçevesinde eşit ve özgür yurttaşlık kavramına dayalı olarak işletilmesidir..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım