TEKNOLOJİNİN GETİRDİKLERİ-2


Bu makale 2017-10-02 11:07:55 eklenmiş ve 158 kez görüntülenmiştir.
Aslan TORUN

  Günümüz teknoloji çağı. Şimdiki çocuklarda tamamen teknolojinin kurbanı. Değişen zamanla beraber her şey gibi çocuklarda değişebiliyor. Eskinin çocukları daha doğrusu bizler diyelim sessiz, çekingen  ve durgun olurduk. Bir yabancı veya tanımadık bir yüz eve geldiğinde kapı arkasına çekilir utangaçlığımızı ve çekingenliğimizi saklamaya çalışırdık. Bu bizim zamanımızda ve köy yerlerinde daha çok olurdu. Şimdiki çocuklar öyle mi, zamanla beraber onlarda değişti ve gözleri açıldığı gibi eskileri yani bizleri her bakımdan kat kat geçtiler ve her şeye hükmetmeye başladılar. Şimdiki çocuklar yaşları ne olursa olsun hemen hemen hepsi TV nin, bilgisayarın veya bilhassa telefonun hastası oldular, eline aldılar mı bırakmıyorlar. Uzmanlar o kadar uyarıyor, kimisi 3 yaşına kadar kimisi 7 yaşına kadar çocuklarınızı kesinlikle elektronik aletlerden uzak tutun diye. Ama hepsi lafta kalıyor, dinleyen kim. Geçen gün benim  5 yaşında ki torun eve geldi dokunmatik telefonla oynamaya başladı, sonra istediği gibi oyunları oynamayınca o yaşıyla bana çıkışmaz mı-Dede eve internet almazsan bir daha buraya gelmeyeceğim diye kestirip attı. Bacaksız o yaşta bile benimle internet pazarlığı yapıyor. Şimdi ki çocuklar bir alem ya çok şanslılar veya onları o hale biz getiriyoruz.  Yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında.  Çocuk  bir şey istediği zaman akan sular duruyor. İstedikleri hemen anında alınıyor. Anne baba  almazsa nine dede durur mu-Aman torun üzülmesin, aman çocuk gücenmesin diye  her istedikleri yerine getiriliyor. Zaten zamanımız çocukları da cin gibi bundan faydalanmasını iyi biliyorlar. İsteklerinin önü arkası kesilmiyor. Yiyeceğin, giyeceğin oyuncağın en güzeli , pabucun, elbisenin en güzeli alınıyor. Sadece bunlarla kalınsa iyi birde telefon, tablet, bilgisayarın en iyileri alınıyor. Ondan sonra da çocukların bütün dünyası elektronik cihazlarla kuşatılıyor. Çocuk bütün gün elinden tableti bırakmıyor veya onu bırakırsa telefonu alıyor, bütün gün onlardan başını kaldırıp ne geleni umursuyor ne de gideni. Bütün dünyaları bu cihazlar oluyor. Sonra da kısa bir zamanda bu elektronik cihazların bağımlısı haline  geliyorlar. Büyükler bu duruma engel olamıyor, ellerinden bir şey gelmez duruma düşüyorlar. Devamlı bu elektronik cihazlarla haşır neşir olan çocuklarda manyetik cihazlardan sürekli radyasyon alıyor, gözleri bozuluyor, ileride birçok hastalığa maruz kalacak tehlikelerle yüz yüze bırakılıyorlar.

  Bu durum okul çağına gelince  daha kötü bir hal alıyor.Çocuk okul da tabletine,  telefonuna gösterdiği ilgiyi dersine gösteremiyor. Dışarıda ki doğa, açık hava olan, biten umurunda olmuyor. Kendisini bu aletlere kaptıran, esir eden çocukları iyi bir şekilde eğitmekte mümkün olmuyor. Bu şekilde devam ederse iş işten geçmiş olacaktır. Yarın bir gün çocuk sokak ağzıyla yetişecek düzgün eğitilmediği için ne büyüğü tanıyacak ne de küçüğü tanıyıp sevgiden uzak ürkek bir toplum meydana gelecektir. Ne söyledikleri ne yazdıkları anlaşılacak ,ne de aralarında ki diyalog  bağlantıları düzensiz olacağı için  temelli kontrolden çıkacaklardır. Etrafını tanımayacak gününü gün eden  entel bir nesil yetişecektir.  Aileler ne yapıyor.-ne yapalım her çocuk öyle şimdilik nesil böyle yetişiyor diyerek ipin ucunu kaçırmış, kontrolü  tamamen çocuklara bırakmış çaresiz onları seyrediyor.

  Etmeyin,  eylemeyin değerli okurlarım çocuğu daha küçük yaşta belli bir kalıbın içine sokmak lazım, belirli bazı kurallar koyarak onları belli bir disiplin altına almamız gerekir yoksa sonra iş işten geçmiş olur. Çocuklarımızı torunlarımızı hepimiz çok seviyoruz ama bir gün gelirde  okumaz,  başarısız olduklarında yine en fazla üzülen bizler olacağız. Onlara biraz daha ilgi gösterip oyunlarını sınırlamak ve bu aletlerden mümkün mertebe uzak tutmak gerekiyor. Bugün üç yaşında ki bir çocuk bile değil dokunmatik telefonu açıp kapatmak, adeta onu konuşturuyor, internete giriyor, oyunlar oynayabiliyor. Zamanla çocuk iyice kontrolden çıkıyor kendine farklı bir dünya oluşturup,  etrafıyla, ailesiyle ilgisini keserek, aile içi ilişkiler düzensiz hale geldiğinden evde aile içinde sevimsiz durumlar ve kopmalar başlıyor. Aile olmanın özelliği ,ahengi bozuluyor. Çocuğun istediğini istediği zaman almadığında bağırıyor, çağırıyor tepki gösteriyor, işler iyice çığırından çıkıyor.

  Velhasıl okuyucularım, gelecekte elimizi dizimize vurmamak için biricik yavrularımıza öncelikle çok güzel bir aile terbiyesi vererek onları sevmeli, gerekli ilgiyi esirgemeden onların en iyi şekilde  eğitilip kendisine,ailesine ve topluma faydalı  birer  nesiller yetiştirmek biz ailelerin en büyük görevidir. Burada görev başta aileler olmak üzere anne babalara, okullara, öğretmenlere, eğiticilere ve bütün topluma düşmektedir. Çünkü gelecek nesilleri ne kadar sağlam yetiştirirsek, geleceğe de o kadar güvenle bakabiliriz. Sağlık ve esenlik dileklerimle. Em. Sağ. Yazar. Aslan TORUN   

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım