NE EKERSEN ONU BİÇERSİN!. 30,09,2019


Bu makale 2019-09-30 11:31:27 eklenmiş ve 496 kez görüntülenmiştir.
Zikri Evner

Yaş 53'e erişince, 54'üne basmaya şunun şurasında tam 22 gün kalmış iken, insan, ister istemez, yarınlarda nasıl olabileceği hakkında düşünmeden edemiyor, düşününce de aklına bir şeyler geliyor ve hüzünleniyor, belki de tam aksine boş umutlara kapılabiliyor. Hele benim gibi çoluk çocuğu olmayan, bundan sonrası süreçte de olması pek mümkün görünmeyen birisi, eğer Allah ömür verirse geleceğine dair açıkçası pek de iyimser olamıyor!.
Aranızda yazımın girişinden 'yine mi aynı konuda karamsarlaşmış duygularını yazacak hüzünlü hissiyatını paylaşacaksın!' diyenleriniz olduğunu duyar gibiyim. Evet, doğrudur, zaman zaman bu türden yazılar kaleme alıyor, ya da daha önceki yazılarımdan alıntılar yaparak, benzer içerikli yazılarımı sizlerle paylaşma gereksinimi duyuyorum. Bugünkü yazımın girişi, şu ana kadar ki bölümü ilginizi çekti ise ve devamını merak ediyorsanız, okumayı dikkatle sürdürün lütfen!.
Bu yazımı henüz yazmaya başlamadan önce bu türden duygu ve düşüncelerle, pek de iyimser olmayan bir ruh haliyle ve elbette bir ısınan bir soğuyan, başdöndürücü iklimsel değişikliklerin etkisiyle İnternet de gezinirken ‘ne ekersen onu biçersin’ başlıklı bir öyküye gözüm takıldı, okudukça daha da ilgimi çekti ve ibretlik bulduğum için ‘kıssadan hisse kapılacak tarafı nedeniyle’ sizlerle paylaşmak istedim. Şimdi, eğer okumaya hazırsanız öykümüzü anlatmaya başlıyorum; Yaşı 40’ına erişmiş genç bir adam evliliğinin başından beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve restini çekti; 'Ya ben giderim, ya da baban gidecek, o artık bu evde kalmayacak!' Genç adam eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve bir de yedi, sekiz yaşlarındaki küçük oğulları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmış, o sorunları aşmayı başarmıştı. Hala eşini ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de artık bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Babasına gerekli olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabasına götürdü. Küçük oğlu Can 'Baba ben de seninle gelmek istiyorum' diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular. Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Oğlu Can babasına 'Baba nereye gidiyoruz ?' diye soruyor ama bir türlü yanıt alamıyordu. Öte yandan nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa bu durumu belli etmemeye çalışıyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı. En son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi. Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki, adeta dünya başına göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Torun küçük Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. ‘Beni affet ne olur!’ der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendilerine engel olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. ‘Buna mecburum’ der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terk etti. Arabaya bindiler. Can yol çıktıklarında ağlamaya başladı ‘neden dedemi o soğuk yerde bıraktın!’ diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, ‘annen böyle istiyor oğlum, ne yapayım!’ diyemiyordu. Küçük Can 'Baba sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim' diye sorunca genç adamın dünyası adeta başına yıkıldı. O sorunun küçük oğlu tarafından yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi önce arabasını durdurdu, sonra da geri çevirdi. Barakaya tekrar ulaştığında 'Beni affet baba' diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra birlikte ağlıyorlardı. Oğlu 'Baba beni affet, sana bu muameleyi yaptığım için ne olur beni affet' diye hatasını kabul ettiğini pişmanlık içinde haykırıyordu. Babası oğlunun bu sözlerine belki de en anlamlı yanıtı veriyor, şöyle diyordu; 'Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın. Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum!.’
Ben, bu yaşıma geldim ama Allah’tan bu duruma düşmedim, düşmem de mümkün olmaz, kimse de böyle bir duruma düşsün istemem. Babamı 38 yıl önce, annemi ise 11 yıl önce kaybettim. Yazımın başında da belirttiğim üzere çoluk çocuğum da olmadığı için Allah ömür verir de 70’li 80’li yaşlara erişirsem ki hiç zannetmiyorum, eğer beni dağ da bayırda veya ormanda bir kulübeye karda kışta götürüp bırakacak hayırlı(!) veya hayırsız bir evlat sahibi de değilim, doğal olarak. O nedenle bu öyküde üzerime alınacak bir durum yokmuş gibi gözüküyor, aslında. Ama yine de yukarıda sizlerle paylaştığım ‘Bu ibretlik öyküde ben dahil olmak üzere herkesin kıssadan hisse kapacağı bir şeyler vardır’ diye düşünüyorum!.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım