ÖNLÜK VE DEĞERLER EĞİTİMİ 5.11.2019


Bu makale 2019-11-05 13:53:36 eklenmiş ve 25 kez görüntülenmiştir.
Alp Kaan

Milli Eğitim’de tüm sorunlar bitti.

Öğretmen önlüğü tanıtımı yapılıyor.

İlk baktığınızda sanacaksınız ki THY’nın hostes kıyafet tanıtımı!

Sayısını bilemediğimiz kadar köy okulu kapandı, köylerimiz aydınlık ve ışık götüren öğretmenlerimizden mahrum kaldı.

Eğitimin köylerden başlaması gerekliliği yok sayıldı.

Köylerimiz, bunca atama bekleyen öğretmen varken eğitim ve bilgiye hasret bırakıldı.

Derdimiz önlük mü?..

İki tip önlük tasarlanmış da bunlar ilk dönem denenecek, gelecek tavsiyelere göre revize edilecekmiş.

Ne eğitim ama!

Önlük bu, neyini tasarlayabilirsiniz ki önlüğün? Sonuçta zaten öğretmenlerimiz giymiyor mu önlük?

Önlüğe kafa yormaya mı kaldı Milli Eğitim’in işi? O kadar vakti bol, sorunu yok demek ki.

Eğitimimizin sorunlarını önlüğe indirgerken, bir de okul öncesi ve ilkokul öğrencilerine 30 saatlik “değerler eğitimi” verileceği haberleri geldi ki, bunun 6 saatini müftülüklerin belirlediği görevliler verecekmiş iyi mi!..

Yani Milli Eğitim, bu görevi kısmen müftülüklere havale ediyor.

“Değerler Eğitimi” dediğimizde çok geniş kapsamlı bir bütün geliyor karşımıza. Ama sınırı yok ki “değerler”in, hangisini tercih edeceksiniz?

Zaten anaokulu ve ilkokulda derslerin çoğunda ve temelinde çocuklara bu eğitim verilmiyor mu?..

İyinin, güzelin, doğrunun ne olduğuna yönelik temeli zaten ilk 8 yıl boyunca öğretmenlerimiz çocukların yaşamlarına temel olarak atmıyorlar mı?

Kaldı ki… Çocuk “bilgi”yi öğrenerek alır.

“Değerler” dediğimiz ve hayatın içinde var olan diğer kısmını ise sadece bilgi olarak almak mümkün değildir. Çocuk, değerleri, karşısındakini örnek alarak alır ki, burada ilk rol model anne ve babadan önce öğretmendir onun için.

Saygıyı, hoşgörüyü, yardımlaşmayı, ahlakı, hak yememeyi, torpil yapmamayı, koltuğu çıkar amaçlı kullanmamayı, adaleti, liyakatin önemini…

Yalan söylememeyi, başkasının malına göz dikmemeyi...

Uzatın uzatabildiğinizce, değerlerin sınırı yok.

Tüm yaşam boyunca o değerlerin bizlerle olması gerek.

Otobüste büyüklere yer vermek de değerdir, düşene yardım eli uzatmak, kadına cinsel obje olarak bakmamak, küçük çocukları evlendirmemek de…

Bunları çocuğa anlatarak belli bir ölçüde verebilirsiniz ve kafasında bilgi olarak yer edinebilir belki ama aslında sadece görerek, yaşayarak öğreneceği kazanımdır bunlar.

Çocuk, değerler eğitimini, en çok “örnek alarak” kazanır.

Evde annesine şiddet gösteren bir baba var ise o çocuğa şiddetin kötü bir şey olduğunu, kadına el kalkmayacağını öğretemezsiniz. Yanlış olduğunu bilse ve anlayabilse de “babam yapıyorsa demek ki erkeğin hakkı” var şeklinde düşünebilir çocuk.

Küçüktür çünkü.

Ne ekersek onu biçeriz. Çocuğa okulda değerler eğitimi verirken çocuk dışarıda her şeyin çıkar üzerine kurgulandığını, yalan söyleyenin el üstünde tutulduğunu gördükçe ve yaşadıkça, yalanın hiç de kötü bir şey olmadığını yazar kafasına.

Ayrıca uzmanlar, 4-6 yaş arasındaki çocuklara soyut bilgiler verilmesinin pedagojik bir karşılığı olmadığı konusunda da hemfikirler.

Lakin uzmanların görüşlerinin dikkate alınmaması bizde alışkanlık haline gelmiş yeni bir moda “değer” mi acaba?..

Konu bu noktadayken çocuklara değerler eğitimi verecek öğretmenleri müftülüklerin belirlemesini de “laik devletin” hangi “değerli” ilkesine oturtabileceğinizi de sormuyoruz bile.

Anaokulu ve ilkokul öğretmenleri zaten yıllar ve yıllar boyunca bu temeli vermiyor mudur da ayrı bir icat çıkarılıyor?

Şüphe yok, dert de yok: PISA sıralamasında artık kesin başarılı olur, tepelere sıçrarız.

Baksanıza iştigal alanımıza: Sorunlar bitmiş, tek fantezimiz olarak öğretmen önlüklerine eğilmişiz, daha ne olsun?!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım