SİYASALLAŞAN YARGI (08.11.2019)


Bu makale 2019-11-08 11:55:03 eklenmiş ve 74 kez görüntülenmiştir.
Alp Kaan

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal, pireler berber iken…

İşte o evvel zamanlarda hâkimler, temsil ettikleri yargı erkinin omuzlarına yüklediği ağır sorumlulukla siyasetten iyiden iyiye uzak dururlarmış.

Bir adliyeyi ziyarete gelen Adalet Bakanı’nı karşılamak için idari ve protokol görevi olan Cumhuriyet Başsavcısı, bakanı kapıda karşılayabilirken hâkimlerde böyle bir manzaraya rastlanmazmış.

Hâkim, bakanı karşılamak için sıraya girmez, adliye kapısının önüne çıkmazmış.

O zamanki bakanlar da hâkimlerden böyle bir tavır beklemezmiş.

Bu anlatılanlar, evvel zaman içinde uzak bir ülkenin masallarında kaldı.

Şimdi siyaset, yargının iliklerine kadar girdi.

Ne yargı erkinin anlamsal önemi kaldı, ne de siyasallaşan yargının tehlikelerini gören...

Artık yargı mensuplarının parti il başkanlarıyla bir araya geldiği, beraber fotoğraf çektirip bir de üstüne sosyal medyada paylaştığı bir vurdumduymazlığı izliyoruz.

Keza, avukatlıktan hâkimlik mesleğine geçişlerde pek çok partili avukatın da artık hâkim olarak kürsüde boy gösterdiği bilinen bir ülke gerçeği...

Hal böyle olunca yargı, gözlerimizin önünde göstere göstere açık şekilde siyasallaşmıyor mu?

Bu tehlikenin farkında mıyız?

Yargı farkında mı?

HSK?

Adalet Bakanlığı?

Kurumların farkında olup olmadıklarını bilmiyoruz ama vatandaşın farkında olduğu kesin!..

Çünkü partili avukat, yazılı sınavı kazanıp mülakatı kolaylıkla geçerek kürsüye oturduğunda o güne kadar üzerinde var olan siyaset ceketini çıkaramaz.

Zira avukatlıktan ziyade aslında bir parti üyesi olarak geçmiştir hâkimliğe.

O yüzden özellikle avukatlar için yapılan hâkimlik sınavında “herhangi bir siyasi partiye üyeliği bulunmamak” şeklinde şart konulmalıdır.

Aksi durumda yargıya güvenin böylesine yerlerde süründüğü bir dönemde siyasetin bulaştığı algısı, yargının üzerine yapışıp kalacak.

Oysa evvel zaman içindeki hâkimlerde böyle bir “siyasi vasıf” görülmezdi.

Kuşkusuz herkesin bir siyasi fikri, dünya görüşü vardı ama bir zamanların hâkimlerinin siyasi görüşlerini kimse bilmez, onlar da kimseye siyasi rengini belli etmezdi.

O zamanki değerler, alınan eğitim, meslek stajında öğrenilen her şey doğruydu ve bu hassasiyetler yargı mensuplarınca da benimsenmişti.

Şimdi?..

Şimdi gazetelerde gün geçmiyor ki siyasi partililerin başsavcıları, başsavcıların siyasi parti il başkanlarını ziyaret haberleri yazılmasın.

Bir yargı mensubunun protokol gereği bir bakanı adliye bahçesinde karşılaması farklı bir şeydir, parti il başkanına gitmesi başka!

Yine hatırlayacaksınız muhakkak zaman zaman gazetelerde hâkimliğe geçen avukatların siyasi geçmişleri, aldıkları görevler yer alıyor.

Bu tarzda siyasetin öne çıktığı bir yargı görüntüsünde vatandaşın yargıya olan inancını sağlayamazsınız.

Yargının başına gelebilecek en kötü durum, vatandaşın karşısındaki hakimi siyasi kimliği ile görmesidir.

Hâlbuki siyaset ile yargı mensubiyeti bağdaşmaz.

Dün falan partinin falan ilçe başkanı olan avukatı, bir gün sonra hâkim olarak mesleğe kabul ederseniz eğer, yargıyı kendi ellerinizle siyaset çukuruna atmış olursunuz.

Ve o zaman o ülkedeki yargıyı, gün gelir lambadan çıkan cin de, beyaz atlı prens de kurtaramaz.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım