ERMENİ TERÖRÜ TARİHÇESİ.. 11,11,2019


Bu makale 2019-11-11 13:02:01 eklenmiş ve 116 kez görüntülenmiştir.
Zikri Evner

Günümüzün batı dünyasının başta ABD olmak üzere parlamentoları, soykırım iftiraları ışığında siyasi kararlar alarak Ülkelerindeki Ermeni nüfusun oylarına göz dikmişlerdir. Bu “ahtapotvari” tertip şimdi de sözde aydınları motive ederek özür kampanyaları düzenlenmektedir. Ermeni hükümeti ile diasporasının izlediği bu yol 'kargaşadan sonuç çıkarma girişimi' olarak algılanmaktadır. Türkiye açısından bu meselenin başka bir boyutu da vardır. Ermenilerin Türklere karşı silahlı terör eylemlerine başlamasının başlangıcı olarak kabul edilen 1905 de II. Abdulhamit’e yapılan bombalı saldırıdır. Terör ve şiddetten beslenerek stratejik bir hedef tasarlayan Diaspora kurduğu Hınçak, Taşnak, Ramgavar, Hınçak ihtilal komitesi,Silahlılar cemiyeti,Ermenistan doğu cemiyeti, gibi ayaklanmaları planlayan terör örgütleri tesis etmişlerdir. Cumhuriyetin ilanına kadar olan zaman diliminde kanlı eylem ve ayaklanmalara girişmişlerdir. 1965 yılına kadar sakin bir dönem geçmiştir. Bu tarihten sonra yeniden ortaya çıkan isyancı ve kopuntu lobiler 1972 ye kadar Türk diplomatlarına suikastlar yaparak Batılı ülkelerde anıtlar dikmeye başlamışlardır. Terörü özendiren ve eylemleri planlayan Hınçak ve Taşnak örgütlerinin uzantısıdır. Bu dönemde değişen strateji ile 'ASALA Terör örgütü' sahneye çıkarılmıştır. ASALA terörün en acımasız ve Barbar yöntemlerini kullanarak insanlık dışı eylemler planlarken en büyük destekçileri Hınçaklar olmuştur. Doğu Ülkeleri ile Avrupa, Suriye, Yunanistan da üstlenen terör grupları Kıbrıslı Rumları da kullanarak insanlık dışı eylemlere imza atmışlardır. 1981'e kadar sürdürdükleri insanlık suçu eylemleri dünyadan yükselen tepki üzerine PKK ile işbirliği yaparak strateji değiştirmek zorunda kalmışlardır. Buna en somut örnek; PKK 21-28 Nisan 1980 tarihini 'Kızıl Hafta' olarak ilan edip,24 Nisan Tarihini de Ermenilerin sözde katledilme günü olarak anarak toplantılar yapmaktadır. 8 Nisan 1980’de Lübnan’ın Sidon kentinde PKK-ASALA Terör örgütleri toplanıp ortak bildirge yayınlama girişiminde bulunmuş, tepkiler üzerine bu ilişkinin gizli seviyeye çekildiği söylenmektedir. 4 Haziran 1993 Tarihinde; Ermeni Hınçak partisi ile ASALA ve PKK terör örgütleri Batı Beyrut'ta PKK merkezinde toplantılar yapmışlardır. Günümüzde süren terör olaylarında yakalanan bazı şahısların Ermeni asıllı çıkması bu ilişkileri doğrular niteliktedir. Rusların terk ettiği bölgeye Ayestefanos anlaşmasıyla yerleşen Ermenilerin Devlete dönüştüğü bilinmektedir. Şimdi Büyük Ermenistan hayali ile genişleme ve intikam nutukları atan aşırı uçtaki diasporanın iftira yöntemi ile yeni bir terör yöntemi denediği değerlendirilmektedir. Osmanlı hükümetinin kanun kapsamında yabancı gözlemcilerin de gözleri önünde yaptığı 'Tehcir yani zorunlu göç uygulaması' yıllar sonra hasım devletlerce 'Sözde Soykırım' olarak neden değerlendirilmektedir, Ermeni lobileri neyin peşindedir, Diaspora Ermeni halkını oy uğruna Emperyal güçlere pazarlıyor mu ve tüm bu soruların oluşmasına sebep olan iftira kampanyalarına meze edilen sözde soykırım meselesi nedir? Sözlük anlamıyla Soykırım; Irk, Millet, Etnik ve Din farklılıkları nedeniyle İnsan guruplarını sistematik olarak ve Devlet eli ile yok edilmesi eylemidir.' Bu suç direkt olarak ancak devlet, hükümet tarafından verilen emir ya da talimatla resmen işlenebilir. Tarihi veriler ve yaşanan olaylar ile yabancı gözlemcilerin araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde o dönemde Osmanlı hükümeti ve görevlileri intizam ve güvenliği sağlamak için azami gayret göstermiştir. Bu elçilerin raporlarıyla sabittir. Kaldı ki, Birleşmiş Milletler soykırım suçunu önlemek amacı ile 1948 de ' Uluslararası soykırım sözleşmesini' kabul etmiş, Türkiye 1950 bu sözleşmeye imza atarak taraf olmuştur. Soykırım denince Nazilerin etnik guruplara ve Yahudilere yaptığı kitlesel kıyım akla gelmektedir. 1939-45 arası dönemde 5-6 milyon Yahudi, 3 milyon Sovyet tuksak, 1 milyon Yugoslav ve Polonya halkı ile 300 bin civarında Çingene kıyıma uğramıştır. Asıl soykırım bu değil midir? Elbette budur!.
Soykırım suçu gerçek anlamda bu olaylarda işlenmiştir. Ermeni diasporasının yalanlarının aksine 1915 de Ermeni halkı güvenlik amacı ile zorunlu olarak güvenli bölgelere nakledilmişlerdir. Bu nakillerde kanun ile icra edilmiştir. O dönemlerde bazı bölgelerde ölümler olmuştur. Ancak bunun sebebi Katliam değil, dönemin şartları, hastalıklar, savaş ve isyanlar ile araç, yakıt, gıda yetersizliği, iklim koşulları ve eşkıyalarının gasp girişimleridir. Osmanlı Hükümeti maksimum çaba göstermesine rağmen onbinler civarı ölümlere engel olamamıştır. Bu ölümlerin hiç birinde ne kasıt ne de katliam söz konusudur. Soykırım suçu hukuki bir terimdir. Bu suçun kapsam ve çerçevesi 9 Aralık 1948 tarihli suçu önleme ve cezalandırma sözleşmesi ile çizilmiştir. Suçun niteliğe ve sözleşmenin kapsamı incelendiğinde böyle bir suçu tüzel kişilikler değil, gerçek şahısların suçu işleyebileceğini göstermektedir. Bu suçu ortaya çıkaracak yetkili merci ise suçun işlendiği ülkenin bağımsız mahkemeleridir. Sözleşmenin 9. maddesi devletin bu alandaki sorumluluğundan bahsetmektedir. Ancak burada sözü edilen taraflar arasında sözleşmenin yorumu, ve uyuşmazlık olması durumudur. Eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa meselenin götürüleceği yer Hollanda'daki Uluslararası Lahey Adalet Divanı'dır. Bu çerçeveye rağmen Bazı ülke parlamentolarının, Eyalet meclislerinin ve Avrupa parlamentosunun yetkilerinin bulunmamasına rağmen, kendilerini yargı kurumu yerine koyup iftiradan hüküm tesis edip soykırım suçuyla alakalı siyasi kararlar çıkardığı görülmektedir. Bu mesele Birleşmiş milletler alt komisyonunda bile görüşülerek sunulan Whittaker raporunu kabul etmemiştir. Bunun anlamı ret etmektir. Böyle açık bir ret kararına rağmen bu meseleyi kara bir propagandaya dönüştüren Ermeniler bu not halini kabul edilmiş gibi telaffuz ederek yalanlarını sürdürmüşlerdir. Bunun tek sebebi vardır; O sebep mesnetsiz iddiaların siyasal kararlarla oldu bittiye getirilmesi hayali olduğu düşünülmektedir. Alınan kararlar hukuksal değil, siyasidir. Radikal Ermeni gurupları birtakım pazarlıklar sonucunda siyasal kararlardan Hukuki sonuç çıkarmak için Parlamentoları zorladıkları görülmektedir. Batılı mantalitenin en çok etkilendiği şey bu iddiaların gerçekliği değildir. Amaç Türkiye'yi zora sokmak sıkıştırmaktır. O nedenledir ki, 1970'ler de başlayan ve 1980'lerin başlarına dek devam eden Ermeni terörü en çok batı dünyasında sempati, destek ve hatta himaye görmüştür..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -

TRT Spor Haberler

Ayrıntılı Puandurumu Tablosu
Birlik Gazetesi
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA
Balıkesir Web Tasarım